Kadir Korkut’un İlk Şiir Kitabı “Büyük Yanık” Üzerine Yazdık…| Mustafa Nurullah Celep | Eleştiri

0
259

Mustafa Nurullah Celep

DOĞACIL, NAHİF, KIRILGAN:

KADİR KORKUT’UN BÜYÜK YANIK ADLI İLK ŞİİR KİTABI ÜZERİNE

İnce, zarif, nahif bir duyarlığı var Büyük Yanık şiirlerinin.(*) Kırılgan bir duyarlık. Doğayı yurt edinmiş, kentten kıra doğru yönelen bir şiir. Kadir Korkut’un estetik şiir yoluyla doğa araştırması “ölüm”le birliktedir. Yani şair doğayı ölüm duygusuyla birlikte düşünür. Ne zaman ki doğaya ait imgeler yer alır, bununla birlikte ölüm temi ardından gelir. Kadir Korkut, Büyük Yanık şiirleriyle nahif bir doğacıl şair hüviyetindedir:

“Böyle yaz günü iki şair birden ölmesin

Sonra yazık olur kızların dizleri kanar

Kapıyı vurmadan yabancılar girer kente

Onların saçları ve avuçları yağmuru kırar” (s.11)

Duygulanımcı, izlenimci bir şair Korkut. Şairin doğaya yönelik şiirsel algısı duygularının bakışı muvacehesindedir. Şair doğaya duygu yüklü bir şair olarak bakar, doğayı duygu içerimli olarak gözlemler. Yukarıya aldığımız Sahte Münzevi şiirinin ilk mısraını şairin doğaya yönelik ilgisinin ölüm temi ile birlikte düşünülmesine örneklik olarak görüyorsak aynı cihette ikinci mısraı da şairin doğa ve ölümü duygu eksenli düşünüşüne bir timsal teşkil eden örneklik olarak müşahede ediyoruz.

Korkut’un genel olarak şiirlerinde Kentsel olan, olumsuzlamacı bir yaklaşımla betimlenir. Nitekim kapıyı vurmadan giren yabancılar kente aittirler, kırıcıdırlar, doğayı, doğal olanı tahrip etmişlerdir; kentsel olan doğaya müdahale etmekliğiyle vardır. Tahrif etmişler ve tahrif edilmişlerdir. Bu genel şiirsel tutuma Büyük Yanık kitabının birçok şiirinde tanıklık edilebilir. Ölüm aynı zamanda doğadaki seçik özü, serinlik vadeden yönü engellemesiyle de vardır. Şair ölüm duygusundan doğal olanı göremiyor, doğada mutlu-mesut yaşamasına ölüm engel teşkil ediyordur. Şiirlerin genelinde gözlemlediğimiz bu duyuşsal tavırdan çıkarsadığımız sonuç şudur: Şair kentin karmaşasından, sahteliğinden, yapaylığından, yapmacıklığının son çare olarak şiir yoluyla doğaya sığınmaktadır. Doğa, tüm ögeleri ve örgeleriyle şair için bir kaçış yeri, bir huzur atmosferi, bir sığınma mekânıdır.

“Ne zaman ölümü aklıma getirsem

Sen gidip ellerini yıkıyorsun” (s.13)

“Oturup bir sandığı enine düşünüyorum

Olmuyor,

Ayağıma takılıyor annemin ölüsü” (s.14)

Şairin doğa araştırması bunun yanında aşk ile birlikte de soyut bir mısraa büründüğü olur. Yani Korkut doğayı, doğaya ait olanı, doğal olanı aşkla birlikte düşünür. Doğa deyince ölüm, doğa deyince aşk, aşk deyince doğa, ölüm deyince aşk birlikte duyarlık ilmeklerini örerler şiirlerin.

“Beni şair olarak atadılar köylere

Ki öğreteyim çocuklara

Güzel bir yüzün ölçülerini

Dizeye kattığım ekinleri toplarken

Orak hiç kullanmadım

Rüzgârdaki sesini hayal ettim sadece” (s.17)

Şair için doğa burada somut bir işleyim alanı değil, estetik bir duygulanım nesnesidir. Şairin doğayı aşkla birlikte düşünüşüne bir örnek de aşağıdaki mısralar üzerinden okunabilir. Örnekler elbette ki çoğaltılabilir. Kadir Korkut, kırılgan, doğacıl bir aşk şairidir.

“Senin yanında ben pelerinini unutan bir şövalyeyim

Anasına küs sincap

Kuyruğu dökülen bir at

Nasıl kırgınsa boynuna

Öyle” (s.19)

Şair, “Ruhumdaki çatlaktan sızıyor şiir” dese de onun için şiir, duygularıyla, hisleriyle, izlenimleriyle ve el yordamıyla ilerleyen bir doğa araştırması, bir doğaya yönelme halidir. Onda şiir, hâl olarak vardır. Nahif bir duygulanış, bir içlenme ve bir kırgınlık olarak vardır. Çünkü ruhtaki çatlaktan sızan bir şiir, “çatlak sesli” ve “çatık kaşlı” olur. İnsanı aşan kanın olduğu bir dünyada ruhtaki çatlaktan sızıp doğan bir şiir, canhıraş bir biçimde bir cevelandır. Kentte bir düzen, bir dizany, tam teşekküllü bir işleyiş yoktur. Şair kentten kıra kaçsa da şehir peşini bırakmayacaktır. Şehir işleyişiyle, organizasyonuyla, davranışların deveran ve cereyan etmesiyle şairi menfi yönde etkilemektedir. En nihayetinde şair de kentte yaşayan bir memur kimliği taşır. Yukarıda da ifade etmiştik: Kentin hırgürü, hercümerci ve yoğunluğu içinde şair için doğa, sakin-müsekkin bir limandır.

“Düşman işgalinden yeni kurtulmuş bir şehir

Onun ter kokusu bu genzimi yakan” (s.21)

Özcümle, ince ruhlu duygu yüklü bir şairimizdir Kadir Korkut.

Onda bir önceki ve bir sonraki kuşaktaşı şair arkadaşları gibi insana, dünyaya ve hayata tepeden bir bakış yoktur.

Umarım ondaki karşılıksız şiir tutkusu, sevecen ve içtenlikli şair duruşu kuşağından birçok şaire örnek olur.

“Allahım bana bir sebep ver:

Ağır görüntümün altında

Biraz can’a yakın olayım

Ve nasıl söylenir,

Duaya halel gelir mi bilmem:

O kıza karşı bana zafer ihsan eyle” (s.46)

Âmin.

(*) Kadir Korkut, Büyük Yanık, Ülke Edebiyat, Ekim 2017, İst.

{Bu yazı sadece www.elestirihaber.com ‘da yayınlanmaktadır, 21.06.2018}

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here