İsmet Özel’in Yüreğinden Geçen Şiirler: Gündönümü Sızlaması

0
124

Mustafa Nurullah Celep

İsmet Özel’in Yüreğinden Geçen Şiirler

Mehmet Kaplan, şairlerdeki  ‘çocukluk’  izleğini ‘safiyet’ özlemini dile getirmelerine bağlamıştı, bir çözümlemesinde. Bugünün dünyasında yaşanan değer yozlaşması ve bilinç ve algı kirliği, mahremiyetin tükenişiyle birlikte büyüsü bozulmuş bir dünyada şairin dünyasını çocukluk evrenine, çocukluğun yaşandığı tahrif edilmemiş topraklara, çocukluk anılarına, anne şefkatine, çocukların berrak ve temiz dünyalarına yöneltti. Çocukluk izleği şiirlerde, bir bunaltının geriye dönük bir uzantısı olarak yer aldı daha çok, mekanik hayat algısı, şairin kışkırtılmış benliğine baskın çıktı. Çözüm elbette çocukluğa, saflığa, bozulmamış olana bir özlem biçiminde gelişti. Şairin doğurgan dünyasında elbette çocukluğa da yer vardı, geniş bir evren taşıyordu zihninde şair, imgelemin karanlık sarkacından kurtuluşun başka çaresi yoktu çünkü. Yaralı bir imgelem ve bilinç taşıyan şair, bu durumda hayat ve dünya ile kıyasıya kavgalı ve kanlı bıçaklı olacak, kelimelerini ateşleyip modern dünyanın üzerine abanacak, müteharrik benliğiyle dünyaya saldırmanın dilsel savaşımını verecekti.

Mekanizm, imgelemi yendi. Taşıran damla, şiirdir artık, şiirin imgelerle örülü atmosferi, şair için mekanik ve fizik dünyanın çelik görüntüsü ve sıkı örülmüş duygusuz yapısıyla mukabele etmekten kaçışın mekânı, yeri yurdu, otağı oldu.

Kaleminin mürekkebini çocukluğun safiyet içeren dünyasını betimlemek, çocuğun dünyasına hayat ve dünya ile çatışarak inen bir algıyla yazan Turan Gündüz’ün Gündönümü Sızlaması adlı şiir kitabını, ‘tetikte bir algıyla’ bu düşünceler eşliğinde okudum.  Şirazesi bozuk bir dünyanın betimlemesidir gördüğüm. Şair, şiirsel oklarını hayatın içinde konuşlanmış bozuk figürlere yöneltiyor sürekli. ‘Eli makaslı adamlar’, ‘korsanlar’, ‘kürek mahkûmları’, ‘kuklalar’, ‘boyun damarları şişen adamlar’, ‘şımarık çocuklar’, ‘meyvesiz ağaçları taşlayanlar’, ‘tapınak bekçileri’, ‘tüccarlar’, ‘matruş çehreli adamlar’, ‘sözlük şövalyeleri’, ‘laf ebeleri’, ‘kıskıvrak yakalanan kadınlar’,’tokalaşan memurlar’, ‘liyakatsizler’, ‘düşmanlar’, ‘göçebeler’, ‘eli nasırlı işçiler’, ‘yasak bahçelerde oynayanlar’, ‘delikanlılar’, ‘pudralı yanaklar’, ‘pörsümüş kızlar’, büyüsü bozulmuş bir dünyanın modern çehresinde yaralı figürler olarak yer alırlar şiirde. Tüm bunlar birlikte düşünüldüğünde, Gündönümü Sızlaması kitabının kalabalık bir şiir olduğunu söyleyebiliriz.  Kalabalık şiirlerin ortasında şairin algısının, çocukluktan yana doğru işlediğini, duyargalarını yoklarken de hayatın figüran çoğulluğu içinde çocukluk izleğini devam ettirdiğini görürüz.

‘Şimdi bir yapbozun ilk parçasını arar gibiyim

Her an geri verebilirim ödünç ruhumu

Ucuz parfüm kokulu asansörlerde

Bir coğrafyacı titizliğiyle haritamı çiziyorum

Akide şekerimle iman tazeleyip

Can eğrimle can buluyorum…’ (s,47)

Çizilen bir çocukluk haritasıdır aslında. ‘Yapboz’un bir diğer parçası ise şairin benliğinin çocukluğa bakan yönüdür.  Şair mahir bir nakkaş gibi imgelerini insanın yüreğine nakşeder. İnsan yüreği çünkü çocuğun saf dünyasının muhafaza edildiği biricik yerdir. Öze dönüş, çopur bir yürekle, benliğini şehrin içinde yoklayarak, mutedil bir kalbe özlemle ve aşk için çarparak mümkün hale gelecektir.

Kitabın geneline İsmet Özel şiirinin sesinin fazlasıyla tahakküm kurduğunu söyleyebiliriz. İlk kitapta olağandır, bunu olağan karşılıyoruz. Şair kendi sesini bulmak için Özel’in yüreğinden geçmesi gerekiyordu, geçti. Bundan sonraki şiirlerde ve kitaplarda,  Gündüz’ün kendine özgü bir sesin arayışına girmesini temenni ediyoruz.  Turan Gündüz, İsmet Özel sınavından geçti, bundan sonraki süreç, bu kavgacı yüreği İkinci Yeni’nin topraklarında yürümekle daha bir kalabalıklaştıracaktır, eminim. Şaire selam.

{Poetik Haber}

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here