“İşaret Çocukları” içinden “Saç” şiirini çözümledik Zarifoğlu’nun…

0
1107
İşaret Çocukları içinden Saç şiirini çözümledik Zarifoğlu'nun...

ALİ CELEP

‘İŞARET ÇOCUKLARI’

 

2b

 

[‘SAÇ’]

 

‘bir erkek biçimi geyik salmış

a saçlısı

durunca güvercinli kapıda

mesela oldukça bir viyanadan

meçhul bir bayın göğe yaslanan şapkasıyla

elverişli çay sergisi’

 

Cahit Zarifoğlu’nun her şiiri ya kendisinin yaşadığı bir deneyimin ürünüdür veya başkasının yaşadığı bir deneyimin kendine yansıyan iz düşümüdür.

Her iki durumda da onun şiirleri ‘yapılan’ ya da ‘kurulan’ bir özellik taşımaz.

Binaenaleyh onun vitrine taşıdığı imajlar, psikolojik bir tasarım olarak değerlendirilemez. Belki kendiliğinden taşan kişisel tepkilerin sonucunda beliren görüntülerdir.

Şiirlerinin bugün de canlılığını koruması, bu görüntülerin ifade ediliş biçimleri bir yana, şiirle kaydettiği deneyimlerin zihnimizde farklı kavrayış alanları açmasıyla, dahası insanın ruh koridoruna alışılmadık ilmekler atma iştahıyla açıklanabilir.

 

Bir de şu var: Cahit Zarifoğlu, erken denebilecek yaşta şiirde kişiliğini bulmuş bir şair.

Sağlam bir kişiliğe ulaşması, kendi kendisinin çok etkisinde kalmasına rağmen, şiirlerini kişisellikten kurtarmıştır.

Diyeceğim, duyguları hem kendisini ilgilendiren, hem de başkasına ışık düşüren bir şiiri var Zarifoğlu’nun.

 

Fakat bir gerçek de, onun şiirinde, özellikle ve yoğun olarak ilk verimlerinde, sözcüklerin genel ya da ilk anlamlarıyla dolaşıma sokulmadan kullanımıdır.

Sözcük mütemadiyen birincil anlamdan soyruk biçimde değerlendirilir.

Böyle olunca ‘Saç’ şiirinde okunduğu gibi, ‘paylaşılabilir anlamın’ çok sınırlı olduğu, son derece kişiselleştirilmiş yaşantı parçacıklarıyla karşılaşmak tabiidir.

Yine de dikkatli bir okur, bu şiiri başlatan temel duygunun ‘kaygı’ olduğunu görür.

 

Bir karşılaşma şiiri ‘Saç’

Zil, karşılaşma öncesinde şairin idare edemediği heyecanını tetikleyen nesnedir.

Sonra ikinci kesitte kaygının korkuyu getirmesi.

Sonrası şairin nabzında hissettiği şeylerin iç dökümünden oluşan bir konuşma.

Konuşmanın niteliği iç gözlemsel.

 

Çevredeki nesneleri şahıslandırma, bu içten içe konuşmayı daha da muğlâklaştırıyor.

Şiirde kişisel yaşantı parçacıklarının geçmiş deneyimlerle birlikte özelleştirilmiş bir gerçeğe dönüştürülme süreci dikkat çekici.

Onun iç gözlemsel manzaraları veriş formu, üçüncü bir gözün durumu değerlendirmesi olarak işlem görüyor.

Demek ki olanı objektifleştirme azmi onun şiir yapısını temellendiren çok önemli bir nitelik.

 

Dört kez tekrarlanan ‘a saçlısı’ tanımlamasından da anlaşılabileceği gibi, olay çerçevesinin bu şekilde verilmesi, şairin gerçekten söylemek istediğini kilitleyen meselenin en azından özel olduğuna ikna ediyor bizi.

a saçlısı kim?

Biri olduğu kesin.

Onun kim olduğunu öğrenmek mühim mi?

Kesinlikle değil.

Mühim olan şiirin onunla karşılaşma dolayımında kişilik kazanmasıdır.

 

Zarifoğlu el attığı her nesneyi dönüştürmeyi seven bir şair.

Nesneye bakmayı değil her defasında onu görmeyi deniyor.

Her defasında başka türlü görmeyi.

Gördüğü anda da dönüştürmeyi.

Bu biçim dönüştürmeler Edip Cansever’de de çok.

‘Masa’ şiiri mesela.

Yaşama sevincini masanın üstüne koyması.

Zarifoğlu da bu şiirde korkuyu kilerdeki kum torbasının içine tutuyor.

İki şairde de kendini yaşama eşitleme iştahı kabarık.

 

Saç’ın İkinci Yeni müktesebatından etkiler taşıyan imajları da ilginç:

Mesela ‘sakal gibi el içen’ ibaresi, elini düz yumruk biçiminde çenesine götürmüş sakallı bir adamın görüntüsüdür.

Kuzgunun gagasının hançeri andıran eğriliği de ‘kuzgun hançerli’ imajını getiriyor.

‘oyuncak saklı geliş’ ve sonrasında gelen cümlecikler, karşılaşılan kişinin çocukluk günlerindeki görüntülerinden izler taşıyor. Vs…

 

Bir iç gözlem şiiri sayabileceğimiz Saç,  kaygı, endişe, korku, huzursuzluk, yalnızlık, umut gibi, açıktan dile gelmese de, her insanda psikolojik planda işleyen kişisel tarihe objektif bakma biçimlerinden küçük kesitler sunuyor.

 

Bir sonraki konuşmamız, ‘Sen Kuş Olur Gidersin Bir Trenle’ adlı şiir üzerine olsun inşallah.

 

Devletle.

 

‘kuzgun hançerli

sakal gibi el içen

donuk

solgun kaçışlı

sevmeye ve sevdirmeye’

 

ALİ CELEP

ARALIK

2017

SAKARYA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here