Hüzeyme Yeşim Koçak ile Yeni Deneme Kitabı “Hayat 7 Renktir”i ve Yazarlığını Konuştuk

0
288
Edebiyatçı-Yazar Hüzeyme Yeşim Koçak

Hüzeyme Yeşim Koçak ile Yeni Deneme Kitabı “Hayat 7 Renktir”i ve Yazarlığını Konuştuk

Konuşan: Hüzeyme Yeşim Koçak

Konuşturan: Mustafa Nurullah Celep

-MNC: Merhaba Hüzeyme Hanım, değerli deneme kitabınızı üzerinde düşünerek okuduk, istifade ettik. Soruyu doğrudan sorayım: Hayat 7 Renktir’e “bilgelikler demeti” diyebilir miyiz? İçinde yer aldığımız hayata ve dünya hallerine dair akletmeye çağıran, çağrılayan yönleriyle bu kitabınızda neyi hedeflediniz?

Zarif düşünceleriniz, değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim.

Yazılarım, acziyle zaaflarıyla başa çıkmış, olgun birinin paylaşımları değil aslında. Yüzleşmeler, aynadaki görüntüler fazla iç açıcı değil. Bu itibarla sözüm belki sadece kendime. Öncelikle diplerdeki içerdeki kadına sesleniyorum.

Elim bir olaydan, bir an için selamete çıkmışsam, biriktirdiklerim, merhem saydıklarım, içsel keşiflerim varsa, başka hiç kimse de yaralanmasın, feraha felâha kavuşsun istiyorum.

Feci hadiselerin, bir içyüzü, ardında saklı hayırlar olabileceğini; Tanrı’ya rızayla beraber; düşünen ve fiilleriyle güzelleştiren, mücadeleci insan örneklerini göstermeyi arzuluyorum.

En hafif seviyede bile olsa, kötülüğe, şerre göz yumulmamalı, bir duruş sergilemeli, insanlık ve yaşama sanatından ipuçları verilmeli diye biliyorum.

Böyle de düşünülür, farklı zaviyeden de bakılır ve engin İlâhi Rahmete sığınılır demeye özeniyorum.

Siz kendinizi tanıma, anlama ve hizaya sokmada(!) yeterince başarılı değilseniz bile; bütün o yazılı altı çizili kelimelerden, canlı eserlerden, seçkin müstesna gönüllerden elbette yararlanabilir, zevkle güzellik devşirebilirsiniz.

Başka, apayrı bir dünya var. Kısmen dâhil olduğum, görmediğim fakat duyumsadığım, yüreğimin orta yerinde hatırladığım, aslî yurt saydığım, aşk cümleleriyle bağlandığım, satırlara sızan.

Sanırım her kitap bir tuğla. Evimi inşa etmeye, örmeye gayret ediyorum. Kiminde yıkılıyor, süslü yılan çıyanlar, heybetli(!) hayvanlar çörekleniyor dalıyor içeriye, yardım çağırıyorum.

Doğrusu üzerine çok şey yüklemeye niyetlenmem. Sevenlerinin olmasını dilerim.

Üstün gönülleriyle, yeni açılımlarla eksik gediğini tamamlayacak okurların ellerinden öperim.

Eğer bir kardeşlik, barış duygusuyla kalpten kalbe seslenebiliyor, birbirimizi işitebiliyorsak ne mutlu bize!

 -MNC: Bütün bir toplum olarak bu gelimli-gidimli dünya hayatında bir idrak problemi, bir şuur sıkıntısı yaşıyoruz. Alnımızı ak edecek halis imanımızın aydınlık çehresi yanında, modern hayatın çıkmazlarına ve çıkış yollarına dair neler söylemek istersiniz?

-“Modern Dünyanın Bunalımı, Niceliğin Egemenliği.., Yaralı Bilinç, Toplumun Mcdonallaştırılması, Çivisi Çıkmış Dünya”, gibi çarpıcı başlıklar ve durum tespitleri bulunuyor.

Kutsaldan kopuş, temel kıymetlerin,  mefhumların indirgenmesi, düşüşü. Bağlantılı olarak mukaddes olana karşı ilim, ferdiyetçilik, maddecilik; tarihin, insan aklının ilahlaştırılması, sosyal karmaşa, azgın sömürgecilik, yaygın şiddet; putlaştırma, ruhî hastalıklar, izm’ler, makineleşme, hayvanîleşme.

Kolay çözüm yolları, hazır reçeteler yok. Çünkü mevcutları da saptırıp, çarpıtıp uygulayamıyoruz.

Elimizde fener olmadan, sahte aydınlanmalarda karanlık yollarda ıslık çalıyor, lafazanlık yapıyoruz sadece.

Sokakları aşıp, er meydanlarını dolduracak, çağlar aşacak sözler söyleyemiyoruz. İddialar, davalar içeriksiz. Ruhlar başıboş.

Bilim, muktedirin elinde şeamet kılıcı. Hamakat, kimi toplumların yegâne gıdası.

İnanç, siyaset bezirgânlarının, türlü menfaatlerin başlıca metaı.

Haçlı diye küçümsediğimiz, ama ezilip altında kaldığımız, bütün kurumlarıyla aldığımız bir “Batı Aklı” var.

Meselelerimiz büyük. Suçu yalnızca çeşitli düzenlere; mesuliyetleri, vazifeleri fazla olmasına rağmen yöneticilere, köksüz çıkarcı müstemleke aydınlarına, haricî unsurlara atamayız.

Şahsî sorumluluklarımız var. Bu ülke, bu dünya hepimizin.

“Mümin, millî bir akıl”; kalbin vicdanın terk etmediği, yaşayan ahlâk numuneleri, iman temsilcileri lazım bize.

İnsanlık edebi vakarı; düşünce hayatının geliştirilmesi; (öz) eleştirel, irtifa kazanmış hür tefekkür; ilmî zihniyetin yerleştirilmesi; Büyük Türkiye Rüyası; Türk (Dünyası) Felsefesi, Nizam-ı Âlem Ülküsü; Birlik dayanışma diriliş ruhu; neşvünema bulmuş millî dinî değerlerimiz, mânâ ve sulh toplumu…

-MNC: Denemelerinizden bir dil ve anlatım tadı duyduk, hissettik. Temiz bir Türkçeniz var. Denemelerinizi yazarken ruhunuzda/imgeleminizde, dimağınızda duyup yaşayarak mı veya yalnızca zihinsel bir performansın gereği olarak mı yazıyorsunuz? Denemelerinizin hayata/dünya hayatına bakan yönleri nelerdir?

Hissettiğim, dertlendiğim, sancı çektiğim, bir takım içsel deneyimler yaşadığım, ruhuma değmiş olguların, hadiselerin akis ve neticelerini, çözüm saydığım gidişleri n(akletmeye) çalışıyorum.

Yazarken yeni düşünce yolları, kanalları da oluşuyor. İnsanlık müşterek noktamız. Dolayısıyla bizi birleştiren, ortak kılan pek çok husus var.

Zamanın ayrılıkları hızlandırdığı, devranın emanetleri tek tek aldığı bir dünyada hangimiz mukadder sonuna doğru adım adım ilerlemedi? Sevmedi, yeise düşmedi, inlemedi. Yusuf’un kuyusuna, mağaraya, Yunus’un balığına girmedi.

Hızır’dan, Hakikatten yüz çevirmedi; ikiliklere, tenakuza, safsataya fitneye düşmedi. Döner kapılarda, dolaplarda döndü de durdu.

Hangimiz zihnini karıştırmadı, yüreğini bulandırmadı. Habire çelik çomak oynamadı, beşer kisvesini kirletmedi? Ölüm hangimizi b(ilgilendirmedi); çekici ‘hayat çekici’ dillendirmedi?

Ama hayatta, kiminde alelade gibi gördüğümüz güzel bakışlı insanlar da mevcut. Bu bakımdan kitap, sıradan insanı anlattığı gibi, geleneğin, maneviyatın içinden gelen seçkin, örnek insanlara da yaslanıyor.

Belki, sıkça daldığımız gaflet uykusundan uyandıran bir ruh öpücüğü alıyor onlardan. Bir sevgi lisanıyla sadra yazmak, işle(n)mek, dinlenmek istiyor.

-MNC: Konularınızın derinliğine ve hususiyetlerine bakarak “yetkin bir deneme yazarı” diyebiliriz sizin için. Yeni yetişen yazar adaylarına öneri babında, “başucu kitabı” diyebileceğiniz beslenme kaynaklarınız/usta yazarlarınız kimlerdir? Gençlere hangi yönleriyle önerirsiniz?

-Necip Fazıl, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Cengiz Aytmatov, Cengiz Dağcı, Tarık Buğra, Cemil Meriç, Arif Nihat Asya, Yahya Kemal, Halil Cibran, Peyami Safa, Dücane Cündioğlu, Nurettin Topçu… Hangi birini okumalı sunmalı yazmalı.

İbn Arabî, Hz. Mevlâna gibi güzideler ve eserlerinin yetkin yorumcuları, William C.  Chittick, Anne Marie Schimmel, Samiha Ayverdi, Sevinç Çokum ve edebiyat dışı sahalardan; her kuşaktan, coğrafyadan muhtelif yazarlar, araştırmacılar, tefekkür ehli.

Ve en önemlisi tanıma şerefine eriştiğim taçlı gönüller, size yepyeni bir âlem bahşedenler, dönüm noktaları, milatlar.

Altında; bir tutam hüzün kabartma tozu, neşe sosu, düş sineması, baba sohbeti, ata muhabbeti, amca kitapları (Süleyman Hayri Bolay), Kür Şad’ın oğlu Urungu, Aynalı Baba, Çalıkuşu Feride, Edgar Alan Poe,  Eflatun Cem Güney, her zaman Leyla, bir parça Züleyha, Bir Yürek Satıldı, Moğol İstilası, Rüzgâr Avı, Falaka ve Gecelerim, Memleket Hikâyeleri, Dağa Çıkan Kurt, Zamanı Yaşamak, Günün Kısa Tarihi, Yaralı Ceylanlar Kulübü, Güzeli Kurtarmak, yukarlardaki Kuş Dili de mevcut.

Tek hikâyenin olmadığı, çeşnili, renkli bir dünyada; 1001 kitap, yazar, tesir…

Açma, süzme, bükme, mayalayıp havalandırma, demlen(dir)me ve içleştirme. Genişletilebilecek yelpaze, türlü f(â)ideler.

Aşk sarhoşları, bâde sunanlar, mankurt kafaları tarumar edenler, Işık Doğudan Yükselir tezi, fikir sanat edebiyat sohbetleri, bülbül avazeleri, düşünce cümbüşü, has mutantan üsluplar, özel yolculuklar, entelektüel öfke, şiir güzellemesi, eleştirel zekâ, sevdalar, ulu kapıları açanlar, hâkîmler, Ahmet Haşim’in “..Küçük zevkler, küçük neşeler, küçük saadetlerin mecmuudur ki vatan denilen büyük saadetler membaını vücuda getirir.” ifadesindeki vatan t(adı), Antlarımız, geleneğin içinden, medeniyet şuuru şurubu, gelgitler, deneme yanılmalar, zafiyetler; çelişkileriyle, hezimeti, yükselme istidadı, muzafferiyeti ve deruni zenginlikleriyle insan tabiatı, mihenk taşları, cihanşümul lezzetler, “Bizi Biz Yapan Hikâyeler”, kültürel aidiyetler, hayatî merkezler, sizin b(eklenti) ve billurlaşmış hedefleriniz, (eril, dişil) cazibeler…

-MNC: Son olarak, kalem temrinleri yapan Yeni Kuşak Yazarlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan, Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Haşim’i, Mehmet Niyazi Özdemir, Mustafa Kutlu gibi şahsiyetleri okumayı ihmal etmemeleri.

Yazdıklarını, zâtını fazlaca beğenmemeleri. Şişkin ego; görüşü kirletip, istifadeyi, hikmetli kazançları, manevî sermayeyi engelliyor.

Geri(!) saydıklarına, yanı başlarına, arkada bıraktıklarına, gizlenenlere, sağa sola göğe ileri doğru bakmaları. Maziden, günümüzden kazılar yapmaları, deryaya nazar kılmaları.

Hayat fevkalâde kıymetli. Onu çiğneyip geçmemeli, lalettayin, hesapsız yaşamamalı.

Üstatlar, kitaplar, yazma denemeleri kadar, evvela kendini okumaları, yaşayan kitapları bulmaları, kavî dostluklar edinmeleri, arkadaşlıklarla, hayat kılavuzlarıyla zenginleşmeleri.

Özgün ve değerliyi yakalamaları. Muhkem bir iç dünyayı, teşekkül ettirme kuvveti.

Yazarlık, meslekî başarıdan ziyade, “insan olma, tekâmül” muvaffakiyeti.

Bir muhassala, terkip, öz meydana getirmesi; tefekkürle, ilimle tezyinat ve yükselme çabaları kendilerine kalıyor.

Sonra…

Allah Sevgilisinden “Kıyametin kopacağını bilseniz, bir fidan dikiniz” sözünün ehemmiyeti. Hayata veda edinceye kadar, getirisini götürüsünü düşünmeden, halis yürekle, sonuçlarını Hakk’a bağlayarak, yalnızca O’na havale ederek, öldükten sonra da meyve vermeye devam edecek güzel işler yapmaları.

Büyük İskender ile ilgili bir hikâyede, ölürken yanına tabiplerini çağırttığı söylenir. Ömrünün uzatılmasını ister Cihangir. Bunun imkânsızlığı, bir nefes ilave edilemeyeceği bildirilir.

Bu hükmü duyan İskender’in, cenaze merasiminde, tabutunun kapağının açık bırakılmasını ve boş ellerinin de sanki dua eder gibi yukarıya bakar şekilde ve tabutun iki yanından avuçlarını gösterir halde sarkıtılması talimatını verdiği ifade edilir. Ki koca Cengâverin şimdi elleri bomboş gittiği görülsün diye.

Ellerimiz kucağımız fidanlarla dolsun. Silinmez kutlu yazılarımız olsun.

 -MNC: Teşekkür ederiz.

[Eleştiri Haber, 03.03.2019]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.