Halka gerekmeyen şiir, gerekmeyen tenezzul..

0
140

Ali K. METYN

HALKA GEREKMEYEN ŞYYR, GEREKMEYEN TENEZZUL

Kendindenlik nosyonu, gerçek, iyi şiirin olmazsa olmazlarından. Kendindenlikten salt kendilik hallerini (duyumsal ozneyi) dedil, kendi butunsellidini oluşturan bilumum durum, ister ve eylemlilikleri kastediyoruz. Mesele aslında sozkonusu hususiyetlerin şairin dunyasında hakiki bir karşılıdının olup olmamasıyla ilgilidir daha çok. Şair, şiire; çok yonlu, çok boyutlu bir varlık olarak kendini gerçekleştirmenin bir yordamı diye bakabildidi olçude meseleyi kavrayabiliyor demektir. Bu anlamda şiirin sentetiklidinde (yapılan bir şey olmasında) bir kusur, bir şiirsizlik aranması dodru olmaz. Kendilik şiirin şiir olması için nasıl yeterli dedilse, sentetiklik de buna mani bir durum diye telakki edilmemeli.

Dolayısıyla şiirdeki bakış açımız, şairin kendinden çıkma bir sesle yazıp yazmadıdı temelinde şekilleniyor. Daha açık bir ifadeyle, şiirin butun ozu ve koşulları şairin içsellidiyle belirlenmiş olmak zorundadır. Bu bakımdan şair, hiç kuşkusuz ozgur ve ozerk bir şahsiyettir. Kendi içsellidinde karşılıdı olmayan hiçbir guce, oneriye ve beklentiye boyun edme, karşılık verme mecburiyeti taşımaz, taşımamalıdır. Şaire duşen kendinde olanı işlemek, ortaya çıkarmaktır. Şiirine dahil ettidi siyaset de ancak ‘kendinden’ neşet ettidi nispette poetik bir deder ve anlam taşır.

Şiirin bu yuzden otoriteye boyun eddirilmesi ne kadar yanlışsa, bir tenezzul ve lutuf edimi olarak işlerlik kazanması da yine o kadar yanlıştır. Toplum için veya halk için yazma iddiası şiirin tabiatıyla çelişir. Bu anlamda şairin, topluma/halka şiir yazmak gibi ne bir mecburiyeti ne de tenezzulu olabilir. Şiirin halkla buluşması veya halka hitap edebilme yetenedi kişisel bir tenezzulun sonucu dedil, esas itibariyle şairin kendindenlidinin tabii bir tezahuru olmak gerekir. Bu sebeple toplumcu veya halkçı şiir tanımlamalarına burada boylesi bir mim koymamız gerekmektedir.

Şairin halk adına şiir yazmasına hiç gerek olmamalı. Zira bu tarz şiirlerden halkın dunyasına kalıcı bir katkının dodması beyhude bir bekleyiş olacaktır. Bu, taşıma suyla dedirmen dondurmeye benzer. Ystiklal Marşı’nın Mehmet Akif’in kaleminden çıkmış olması ne tesaduf eseridir ne de tek başına şiirdeki ustalıda badlanabilir. Her şeyden once, Ystiklal Marşı gerçek anlamda Mehmet Akif şiirinin ozu, kişilidi, genel bir dışavurumudur. Yapmadır tabii ki, bir goreve daha dodrusu bir sorumluluda binaen yazılmıştır, ancak Mehmet Akif portresinin yani kendindenlidinin tam bir aksidir. Bir tenezzul ve lutuf olarak dedil, esas itibariyle bir sorumluluk duygusundan dodmuştur. Nitekim Ystiklal Marşı şairi ile Safahat şairi arasında da bir ayrı gayrılık mevzubahis edilemez.

Butun mesele, şairin halkla gerçek anlamda kendindenlik badlarını kurabilmesinde. Buysa kader birlidi etmekten başka bir anlam taşımıyor. Halkın kendisine minnet edecek şairlerden medet umması gayri kabil bir durum. Halk ancak kendi kaderini paylaşan şairlerden alacadını alır. Bu, bir tur doku veya kan uyuşması gerektiren bir şey, eşyanın kanunuyla ilgili bir gerçeklik. Şiir gucunu başka şeylerden ziyade, dodrudan şairin bunyesinden, bu bunyeyi meydana getiren kan hucrelerinden almaktadır. ‘Yapılan’ bir şey bile olsa, malzemesini o bunyeden alıp çıkarmaya mecburdur. Aksi halde yapılmışlıdıyla dedil yapaylıdıyla tebaruz eder.
Bunun için şairin/şiirin halka tenezzul etmesini ve bu tenezzulden bir hayrın dodmasını nasıl beklememek gerekiyorsa, tersini beklemek de abesle iştigal olacaktır.

Halk, kelimenin gerçek anlamıyla şiire tenezzul etmemek durumundadır. O, kendinin bilincinde olabildidi nispette halk olmaya layık bir yerde durur. Başkalaşmaya dedil, kendi olmaya, kendinden olanla unsiyet kurmaya ihtiyacı vardır. Halktan, halk olmaktan kurtulmaya çalışanlar halkla gerçekte sahih badlar kuramayacak kadar kendine yabancılaşmış kimselerdir. Şiirin bu tur bir yabancılaşmaya vasıta haline getirilmiş olmasıysa, şairin dolayısıyla halkın başına gelen en buyuk felaketlerdendir. Boyle bir yabancılaşma şairin kaderi, dolayısıyla olmazsa olmazlarından birisi olabilir, bunu hem bazı hallerde saygıyla karşılamak icap eder. Ancak halkın kendinden olmayanı halka dikte etmeye çalışmanın da anlamı yoktur. Halktan kopuk şiirleri halk meydanlarında pazarlayarak gidilecek bir yol yoktur.

Halkın bu çeşit şiire ve şairlere tenezzul etmemesi halk olma bilinciyle ilgili bir emare mi dedil mi, ayrı mesele. Ancak, şoyle veya boyle halk kendi şairlerini yetiştirmek zorunda. Şairsiz bir halkın halk olma gucunu ve bilincini edinmesi pek de olası bir hal dedil. Halk kendisine adeta lutuf olarak sunulan şiirlere tenezzul ederek başkalaşmak yerine, kendi şairlerini, kendindenlidinin şiirlerini zuhur ettirmekle mukelleftir.

Ayrıca bunun bir var olma meselesi oldudunu unutmamak gerekiyor.

Paylaş
Sonraki İçerikHEP BiR YOL HALi UZERE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here