Güven Limanı| Nur Sultan Turhan Yazdı | Hayatın İçinden

0
108

GÜVEN LİMANI

NUR SULTAN TURHAN

İnsan misafirdir dünyada. Her şeye sahip olmak ister. Dünyada iken hazıra konar insanoğlu. Müreffeh bir hayatı olsun ister. Zenginlik, para, makam-mevki ister, lüks arabam olsun, villam olsun der, nefis doymak bilmez, hırslanır. Bir vadi dolusu altını olsa, bir vadi dolusu altın daha ister. Gözü doymaz insanoğlunun. Kıssadan hisse de, gözünü toprak doyursun der.  Nefis olunca, zorluğu görünce kaçacak delik arar, sıkıntıya da hiç gelemez. Nefis aldatıcıdır, maddiyattan, dünyevilikten hoşlanır. Nefis gafil avlar insanı, gaflete sürükler, günahlara, haramlara sürükler. Bir çukurun içinde bulur kendini dua, iman yetişmezse imdadına, bataklığın içine saplanır çıkamaz, en sonunda batıverir, bir ömür heba olur gider.

İnsan; dünyada yaşadığı müddet içinde sıkıntılarla karşılaşır, zorluklarla mücadele eder. Bazen ardı ardına gelir sıkıntılar, acılar. Bunca sıkıntının arasında bunalıma girer, ne yapacağını bilmez hale gelir insan. Çıkmaz sokağa girer,  dipsiz bir kuyuya düşer. Dağdağalı bir hayat içinde, çırpınıp durur,  boğulmak üzeredir, feryat, figan eder. Sesimi duyan yok mu, der. Etrafına bakınır,  kimsecikler yok mu diye göz gezdirir, yardım ister. Çaresizlik içinde kıvranır. Korku ve panik içindedir. Kurtuluşunu beklemektedir. Her yokuşun bir inişi vardır. 

Dua güven limanıdır. Huzura yolculuğun adıdır. Allah’a yakarıştır dua. Sıkıntılardan uzaklaşıp, dertleri, kederleri atmak ister insan. Efkârlanır,  keder rüzgârları eser gönül rıhtımında. Dünya yalan, günahlarla dolu. Menfaat ve çıkarların ön planda olduğu, dostluk köprülerinin yıkıldığı dünyada sessizlik başlar. Yaşama sevincini kaybeder insan. Umudu kalmamıştır, hayatta tutunacak bir dalı kalmamıştır insanın. Doğrular gizlenir, yalan doğrudan ibarettir denir. Gerçekler, hakikatler bir sır perdesi gibidir. Gün gelir kördüğüm olur, yalan ve doğrular ayrılmaz, bir bütünün parçaları gibi olurlar. Karışır derinliklere hakikatler, çözemezsiniz. 

Dostlar sırtını döner, hak ve adaletten yoksun  olan yalan dünyada, haksızlıklar nam salmıştır. Doğruların yerini yalan almıştır. Adeta yalan rüzgârı eser, doğruları konuşmaktan ziyade yalan konuşulur olmuştur,  yanlışlara, hatalar tekerrür eder, en sonunda dört yanlış bir doğruyu götürür. Hani bir söz vardır: “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” Yalanlar en sonunda ifşa olur, doğrular açığa çıkıverir. İnsan riyakârdır. Sahte yüzlerden eserler vardır çevrende. Bir karabulut gibi çöker üzerine yalanlar,  hak ve hukukun üzerini örter, gölge düşürür adalete yaşadığın, gördüğün haksız muameleler. Huzurunu kaçırır, çıkar ve menfaat ilişkisine dayanan arkadaş ve dostluklar. Yılan hikâyesine döner, kim haklı, kim haksız çatışması yaşanır. Kimi insan vardır, insan doğruyu bilse de saklar, yalanla sarmaş dolaş olur. Gerçekleri görse de görmezden gelir. Ruh bunalıma girer. Kaçmak ister ruh, çıkmaz bir yola girer. İman yetişir imdada. Karanlıkta kaybolan ruha ışık olur, yol gösterir. İman emniyettir, güven verir. Güven ve samimiyet dostluğun özüdür, dost fedakârdır, güvenilirdir, hakiki dost ise Allah’tır. O sizi karşılıksız sevendir. Aldanma yalancı dünyaya,  lezzet veren zevklerin sonu hüsran olur, acıyla biter.  Dünya geçici olarak yaşadığın bir yurttur, fenalıkları sever, ahiret ise bakidir ebedi yolculuğa işarettir.

Hiç hesapta yokken misafir olur dertler, sıkıntılar, kederler. Gönlü mesken tutar, habersiz gelir dertler, kederler. Gönülde bir süre misafir olurlar. Vaktini bekler gitmek için. İnsanoğlunun sabrını dener. Hüzünlenir insan, kırılır kalp, kalp kırılınca susar diller. Sevince tebessüm ederiz, gülümseriz. Yalnız kalır insan bir köşeye çekilir. Yalnız kalınca da dua imdadına koşar. Yalnız kalınca, bir dara düştüğümüzde, sıkıntılı, dertli kederli olduğumuz zor zamanlarımızda hatırlarız duayı. Oysa insan her an, her halükarda duaya muhtaçtır. Hayatta iken dua etmek, ekmek kadar, su kadar önemli bir ihtiyaçtır. Niye zor zamanlarda dua etmek aklımıza geliyor da,  huzurlu olduğumuzda dua etmeyi unutuyoruz, gaflete düşüyoruz? Oysa insan, her zaman dua ile iç içe olmalıdır. Dua etmek de ibadettir.   Bir yudum huzura muhtaçtır insan. Dua ile sükûna erer ruhlar. Sıkıntılar, dertler birikir damla damla içinde, yakar geçer yüreğini, acıyı tadarsın, hayal kırıklığı yaşarsın. Keder rüzgârları eser, gam yüklü gönülde, hüzünlenirsin. Gözlerde yaş vardır. Sabret gönül dersin, dua ve şükür limanına uğrarsın rahata, huzura erersin, imanı hissedersin, güvende olursun. İşte o an, Allah’tan başka dostunun olmadığını, yalnız olmadığını, dünyanın fani olduğunu anlarsın, tebessüm belirir yüzünde, buruk bir sevinç yaşarsın.

Gam yüklü gönle bir nebze de olsa  inşirah gelir. Huzura erer gönül, bir yudum iman suyundan içerse. Ebedi aşkla yaşar insan, hayallerle avunur. Aşkın sırrına mazhar olmuştur insan. Dua güven limanıdır, bir tutam huzur verir insana. Bir avuç gözyaşıyla umut bağlarsın duaya. Dua umut kaynağıdır. İçinde hapsettiğin kederler dev dalgalar oluşturur, mahkûm olursun, labirentin içinde çıkış yönünü bulmaya çalışırsın. Kaybolduğunun hengâmesinde sürüklenirken, dua yetişir imdadına. Acılı, kederli olduğun zamanlarda ilaç gibi gelir, çare olur, merhem olur yarana.

Yaşam kaynağı olur, umut olur dua. Dua olmazsa, ruh bunalıma girer, buhran yaşar. Sığınacak bir güven limanı arar ruh, o güven limanı da duadır. Dua huzura kapı açar. Yaşama sevincinizi arttırır dua etmek, insanı motive eder. Yağan yağmur gibi rahmet kaynağı olur, bereket olur.  Damla damla düşer kurumuş çorak topraklara. Yeryüzündeki tüm canlıların yüzünü güldürür yağmur, ihtiyaçlarını karşılar. Hasretle kavuşur yağmur suyuna bağrı yanan toprak. Susuzluğuna çare olur, derdine derman bulur. Toprağın güven limanı da yağmurdur, tıpkı geminin dünyayı dönüp dolaşıp geldiği, en sonunda sığındığı liman gibi, yağmur da toprağa tutunur, huzur hisseder.

[Eleştiri Haber, Haziran 2019]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.