Günümüz şiiri çıkmazda mı? | Cevdet Karal’ın Şiirine Değindik…

0
807

DEĞİNCE DOKUNUNCA | MUSTAFA NURULLAH CELEP

İtibar, 24.

Günümüz şairi, kendi şiir benliği ile iştigal etmekten başkalarının dünyasına eğilmeyi aklının ucundan bile geçirmiyor. Varsa yoksa kendi öz-benliğidir onun meşguliyeti. Bu ilgi, yaşamın hayhuyu içinde şairin duruşunu-konumunu iyice silikleştirecek, ortalık hayalet benliklerle dolup taşacaktır. Buradan şiirde güçlü bir öz elbette ki serpilip gelişemeyecek, şairimiz yaşama dokunmayan şiirlerle ortama etkileyici bir sinerji katamayacaktır. Bu bir çıkmazdır. Dolayısıyla şu hükmü vermekte bir beis görmüyoruz artık: Günümüz şiiri çıkmazda bir benliğin şiiridir ve bundan fazlasıyla mustariptir. Rasyonalizasyonun hayatın her alanını şekillendirdiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu çıkmaz durumundan elini kolunu sallayarak olmasa da bir yöntem belirleyerek çıkmanın bir yolu var. O da kendi ben’i ile başkalarının dünyası arasında köprüler kurmak. Terry Eagleton’a kulak verelim:

‘‘Modern çağ bir yanıyla biraz duygusuz bir rasyonalizmle ve diğer yanıyla irrasyonalizmin bir dizi cazip ancak tehlikeli biçimleri arasında bölünmüş durumdadır. Şiir bu boşluğu kaldıracak bir köprü sunar.’’ (1)

Cevdet Karal’ın İtibar’ın 24. sayısındaki ‘Siyah Valiz’ şiiri, Sezai Karakoç’un Alınyazısı Saati (2.bölüm) şiirlerini anıştıracak bir biçimde şairin ben’iyle başkalarının dünyası arasında köprüler kurabilecek nitelikler taşıyor. Önce Sezai Karakoç’un Alınyazısı Saati’nden bir bölüm alıntılayalım:

‘Devrilen her taş benim taşım

Yıkılan her ev benim

Benden yıkılıyor hepsi ben yıkılıyorum

Yıkılan benim’’(2)

Şimdi de Cevdet Karal’ın Siyah Valiz şiirinden bazı mısraları ve aralarındaki benzerlikleri-paralellikleri görelim:

Şair Cevdet Karal

‘O soruda yaşıyorum ben’

‘Gizli niyetlerde

Ve düşüncelerde yaşıyorum ben’

‘Ve Son sözleri için

Prova yapan yaşlıların

Yaşıyorum nefeslerinde’

‘Yola çıkacakları

Yolculuktan caydıran

Terminallerde yaşıyorum ben’

‘Bir göğüsten ilk sütün

Akışında yaşıyorum ben’

‘Açılıp kapanan makasların

Ağzında yaşıyorum ben’ (3)

Burada Karakoç’un insanlık problemini kendi ben’inde duyarak duyargalarını dışarının dünyasına doğru yönelttiğini görüyoruz. Şairin, ruhunda tüm insanlığın acısını ve sıkıntısını yaşamaktır bu. Acı çeken şairin ruhudur esasında ama duyarlığı kendi kişisel çıkmazları değil, insanlığın sorunlarına ayarlıdır. Benzer duyumsamaya insanlık durumları temelinde Karal’ın şiirinde de tanık oluyoruz. Karal da insani durumları kendi ben’inde deneyimleyerek bir karşılık bulma arayışı içindedir. Çıkışsızlıktan bir çıkış üretmek, şiirsel algıyı dış gerçekliğe yöneltmekle imkân dâhiline girecektir. Şair, tanıktır. Evvela kendi çağının tanıdığır. Bir toplum ve çağ içinde yer almakla şairi bu problemlerden vareste düşünemeyiz. Şairi çağ bağlar, çağının şairi olmak lirik bir benlikle türküler çığırmak, mırıldanmak, sızlanmak veya serzenişte bulunmakla değil, çağını bugünde, şimdi’de duyarak nabız vuruşlarına duyarlı hale gelmektir. Yeni bir şiir, çağına yeni bir bakış fırlatır, yeni bir göz, yeni bir b/akış demektir bu. Şiirde yaşantı derinliğine çağın ruhu konuşulup tartışılıp sorgulanarak varılır. Deneyimin ölümünün ilan edildiği bir çağda yaşamak antik çağa geri dönmemizi gerektirmiyor yine de. Fabrikalarda hazırlanıp önümüze konan yiyeceklerin, hazır giyim mağazalarında satışa sunulan giyim eşyalarının, işleyen mekanizmanın, devasa bir çılgınlık halini aldığı teknolojik zenginleşmenin ‘deneyimin kendisi’ni tehlikeye bizatihi duçar kıldığı bir hayatta, Cevdet Karal’ın şiir aracılığıyla başkalarının deneyimlerine açılma çabasını önemli buluyorum. Parçadan (otobiyografik ben) bütüne (insanlık) doğru alınan yol, Türk Şiirinin bugün yaşadığı çıkmaz durumuna bir hal çaresi olabilir. 

(1) Terry Eagleton, Şiir Nasıl Okunur, çev: Kaya Genç, Agora Kitaplığı, 2007, İst.

(2) Sezai Karakoç, Gün Doğmadan, Diriliş Yay., 2000, İst. s. 634.

(3) Cevdet Karal, İtibar, S. 24, ‘‘Siyah Valiz’’, s. 5-6.

[Poetik Haber]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here