Genç Fayrap Bir Şair: Musa Gönüllü | Ali Celep Şiir Deyince’de Yazdı…

0
446

ALİ CELEP / ŞİİR DEYİNCE – 39

[2018] [ ‘Kısa Metraj Uzun Yol’ Musa Gönüllü, Fayrap, 114]

Kendini şiire iten koşulları iyi değerlendirdiğini düşündüğüm bir genç Musa Gönüllü.

Bu ön kabulüm, şiirle düşünme biçiminde sergilediği bütünlüklü tavrından ileri geliyor.

Bu tavırda, kafayla gönül, birbirini ezmeden, dengeli, tutarlı, destekleyici bir katılımla iş çıkarıyor.

Ne duygusal düzende çok yoğun, ne zihinsel yönde çok soyut; gerçek dünyadan, gerçeklik katından ve fakat güncel yazıldığı da belirgin bir aralıktan seslenmeyi tercih ediyor.

Basit, sade, anlaşılır cümlelerle çalışıyor şiire.

Sözlü süslemelerden, muğlâk ifadelerden, marazi hislerden uzak tutuyor kendini.

Bazı kesitlerde ifadeyi yorduğu da oluyor ki, buna birazdan, değineceğim kısaca.

Fakat genel olarak diyeceğim dil bahsinde sınıfı geçmiş görünüyor Musa Gönüllü.

Temelde bir kontrast şiiri ‘Kısa Metraj Uzun Yol’

Bir subay çocuğu ile Anadolu’nun bağrında boylamış bir gencin ferdi ve içtimai planda, halk yaşamında birbirine tezat yer alışları, bir otobüs yolculuğu boyunca, kimliğe ilişkin sorgulamaları da içine alan ve nihai manada daha insani olanı soruşturan bir şiir.

Daha insani yani bir bakıma daha kişilikli ve daha yaşamsal olanın ne olabileceği üzerine düşündürmek isteyen eleştirel bir şiir.

Bir subay çocuğunun duruşuyla kendi konumunu kıyasladığı pasajlara bakınca, pratik düzlemde, dolayımsız gerçeğin ne olabileceğine ilişkin bir araştırmaya evrildiği de oluyor şiirin.

Bir yol boyunca giderek elbet.

Yolculuk sırasında yaptığı gözlemlere bakılırsa, birbiri içinde yoğuşmuş iki boyut dikkatimizi çekiyor:

1.Kişisel yaşamına dair bazen duygusal, çok kez nesnel görüntüler

‘yirmi beşinde evinden çıkamayan adamların karşısında

on sekizimde bir bilinmezliğe koşuyordum

üç yıl sigortam yattı iki üniversite yedim

bu dünyada korkacak çok az şey kaldı

istanbulu evim yapan kız da gidince

çekinecek hiçbir şeyim kalmadı’

2.Mevcut güncel hayatın işleyişi üzerine sosyolojik belirlemeler

‘bi subay çocuğunu anladığım yerdi İstanbul

bir yere ait olmamanın o garip rengi

cüzdanına dikkat edeceğin bi kalabalık bulmak önünde

şüphelenecek renge sahip insanlarla karşı karşıya

şüphe çekecek renge sahip oldum ben de

çok sürmedi bir iki yıl olsa olsa’

Bu iki boyutun şiirde böyle iç içe işlenişi, bize daha gerçek olanın, daha insani olanın, daha kendi olanın, bu demektir ki yüzü samimiyetle hakikate dönük yaşamanın ancak kendine yabancılaşmadan mümkün olabileceği genel temini veriyor.

Musa Gönüllü’nün bu temi sade yoğun bir üslupla vermesi ise özge bir teknik güzellik.

Belli ki şiir bahsine, yaşamında henüz yer açmış bir genç olarak, çantasında taşıdığı İsmet Özel’in ‘Erbain’ kitabından bir maya katmış müktesebatına.

Seçik sözcükler, ses disiplini, dize oluşturmada müzikal titizlik…

Ve bütün bu teknik yapının, sıradan bir dilde, sade gerçeklikle doğal harmanlanışı.

(Kusurlar da yok değil gerçi, az da olsa: cümlelerin gelecek zaman kipinde yüklemlere abandığı kısımlar istisna tutulursa, şiirin hızını okunuşunu bunalttığı yerler var diyeceğim hafif kusurlar: cümlenin enerjisini azalttığı için elbet: pratik düzeyde güncel dil kullanımında görülen tutarsızlık: bir sözcüğünün güncel konuşma içinde doğru biçimde r harfi düşük kullanımı, aynı pasajda r harfli kullanımı gibi)

İki parça alıntıyla göstermek gerekirse:

(Olumlu)

‘izmitte körfezi görünce otobüs camından

dedim İstanbul burası olmalı gece üçtü

çantamda erbain bıyıklarım henüz terli

sıska ve kısaydım orta Anadolu gibi’

(ve parantez içindeki tespite bir örnek: olumsuz)

‘planım belliydi rotam çizili

otobüs gidiyordu istese geri de dönerdi

ben isteyip geri dönemeyeceğim

zaten dönmek istemeyeceğim

bir yer biriktiriyordum içimde’

‘bi subay çocuğunu anladığım yerdi İstanbul

bir yere ait olmamanın o garip rengi’

Bütün sınıfsal çelişmelerin belirlediği bir dünyanın dışında, her şeyin kendi haline sadık kaldığı ve daha gerçek göründüğü bir yer tasavvuru, belli ki, Gönüllü’nün rasyonalizasyonudur.

‘Kısa Metraj Uzun Yol’a bizi çeken ve şiirin istikametini belirleyen, bir bakıma da metnin gövdesini çatan şu cümlelere bakalım:

1.‘bizden değillerdi biz kimdik ayrıca’ [kimlik sorunu, etik sorgulama, konu-m]

2.‘cüzdanına dikkat edeceğin bi kalabalık bulmak önünde’ [ahlak, içtimai yapı, gerçeklik]

3.‘bir yer biriktiriyordum içimde’ [şairin kendi dünyasını şekillendirmek istediği bir yer]

4.‘ben buradayım /dalgın karıştırıyorum sakallarımı’ [psikolojik vasat: yeni bir yöne kavuşma isteği: taşınan duygu yaşanan gerçek]

Musa Gönüllü genç fayrap bir şair.

Henüz şiir bahsinde yolun başında.

Zamanla içinde tarih de geçecektir şiirlerinde.

Tarihsel gövde şiirlerini daha da büyütecektir.

Yazdığı dergiye ve yazdıklarına bakılırsa sıratı müstakim üzere olduğunu söyleyeceğim.

Değil mi ki o da Mehmet Akif’ten dert kapmış.

Kendi kaderini milletinin kaderiyle hem hal kılmış.

Yolu açık olsun diyeceğim.

‘bu dünyada korkacak çok az şey kaldı’

‘çekinecek hiçbir şeyim kalmadı’

(Not: Burada, eleştiri haber’de, özellikle gençlerle ilgili yazılarım bir giriş niteliğinde, kısa, öz tespitlerden ibarettir. Bir bütünlük oluşturduğunu düşündüğüm şiirleri kitaplaştığında, daha boyutlu gözlemlerimi, 9 yıl önce başlattığım ve bugüne kadar 24 esere ulaşan ‘ilk şiir kitapları’ projesi kapsamında paylaşacağım nasipse. Günümüz Şiiri Üzerine Konuşmalar ana başlığı altında toplamayı tasarladığım çalışmada ise ‘sıratı müstakim’ vurgusunu özellikle yapıyorum. Bazen şiirleri hakkında yazdığım gençlerde ‘dağılmalar’ görüyorum da o yüzden söylüyorum. Bu vurgunun şeklen de önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela Hakan Kalkan, Eren Safi, Fazıl Baş gibi (başka isimler de var tabii) gövdesiyle ruhuyla başından beri saftan ayrılmayan, mayasını Hakan Arslanbenzer’in çaldığı neo epik şiirin ön safında yer tutmuş önemli şairleri tavır olarak iyi tanımalarını salık veriyorum Fayrap’ta yazma erincine ulaşmış gençlere. İyi şiir yazana iyi bir dergi yeter, safları bozmamak lazım demek istiyorum yani. Bu Fayrap olur, şu veya bu dergi olur, ama tek dergi olsun. Merhum Cahit Zarifoğlu’nun dediği gibi: ‘çok dergide yazan orta malı olur’)

(Eleştiri Haber, Şubat 2019)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.