Eray Sarıçam | Mehmet Karaca’nın Küçük Adamı | Eleştiri

0
234

“Küçük adam” dediğimiz kavram daha ziyade 1940’lı yıllarda Türk şiirinde ortaya çıkmış, daha doğru bir ifade ile kendine yer bulup popülerleşmiştir. Küçük adam sadece şiirde değil kendine, belki şiirden daha önce, öyküde de yer bulmuştur. Sait Faik ve Orhan Kemal küçük adamın en olgun örneklerini bu yıllarda vermişlerdir. Küçük adam, Sait Faik’te avare; meyhane ya da bir balıkçıda kendisine yer vuran bu kişiler, Orhan Kemal’de ise ekmek ve yaşam kavgası veren kişilerdir. Garip şiirinde de durum farklı değil. Sait Faik ve Orhan Kemal hakkında söylediklerimizi Garip şairleri için de söyleyebiliriz. Yani bu iki ismin şiirdeki karşılığı Garip şiiridir.

Ahmet Oktay’a göre küçük adam, genellikle alt ve orta sınıfa aittir. Kasabada yaşarlar yahut büyük şehirlerde. Buralarda, küçücük dertlerinin yanında yaşam ve ekmek derdi gibi dertlerle de uğraşırlar. Mehmet H. Doğan’a göre ise küçük adam; yaşam koşullarının ezdiği eski düzenini yitirmiş ve eski ilişkilerinden kopmuş, bir başka yana bağlanamamış yoksul tiplerdir. Tabi küçük adamın ortaya çıkmasındaki en önemli etken 2. Dünya Savaşı’dır. Savaşın yıkıcılığı ve getirdiği yoksulluk böyle bir tipin ortaya çıkmasına neden olmuştur.[1]

Peki, bugün için şiirimizde bir küçük adamdan bahsedebilir miyiz? Bu çok zor… Bir iki kitap dışında neredeyse küçük adam tipine yaklaşan şairimiz neredeyse hiç yok.[2] Neden peki? Çünkü bugünkü şairler iki büyük olay yaşamalarına rağmen rahatlarından ödün vermemişlerdir. Konformizme yaslanan bugünün şairi, kendini ve şiirlerindeki insanları her zaman güçlü göstermek ihtiyacı duyuyor. Bunun nedeni ne bir savaş atlatmamız ne de büyük bir ekonomik krizde boğulmamamız olabilir. Aslında Gezi olayları ve 15 Temmuz gibi iki büyük badireyi atlatmamız da bunun nedeni oldu diyebiliriz. Çünkü özne kendini Gezi olayları sırasında TOMA’ların önüne atıyor bugünkü şiirde, 15 Temmuz’da da tankların önüne. Yani büyük olaylar karşısında yıkılan bir özneden büyük olaylar karşısında daha da güçlenen bir özneye geçiş yaptık uzun yıllar sonunda. Bu özne 1950’li yıllarda ise kırılgan, küskün ve yalnızdı.

Mehmet Karaca’nın Size Yardım Edebilirim aslı şiir kitabı[3] küçük adamı gördüğümüz nadir kitaplardan. Belki de yaşadığımız iki büyük olaydan yani Gezi ve 15 Temmuzdan kendini kurtarabilmiş bir kitap. Bu kitapta özne kendisini tankların ya da TOMA’ların önüne atmıyor. Kişisel tarihinden bir kahramanlık destanı çıkarmıyor. O, sırası gelirce makarna yiyen, patatesli yumurta yiyen bir öznedir ve kaçacak sığınacak ne bir parti binası vardır ne başka şey. Dönüp dolaşacağı yer yine evidir. Evi, yani yöneticinin aidat istediği yer. Bugünkü şiirde yumurta yediğini makarna yaptığını söyleyen çok az şaire rastlarız. Bunlar küçük şeylerdir çünkü. Bugünün şairi güneşi yutar, boranlardan kurtulur yahut tankların üzerinde bir ebabil kuşudur, küçük işler ona göre değildir:

makarna yaparız. makarnanın sonuçta her türevi hamurdur (18)

patatesli yumurta yapmak için sahalara

pardon evime geri döndüm (32)

apartman yöneticisi aidat istetir öğrenci evinden (16)

Küçük adam, bu kitapta çoğu zaman olduğu gibi sistemle bir mücadele içinde değildir. O, daha ufak dertlerin peşindedir. Mesela Oktay Rifat şiirlerinde olduğu gibi bir meyhanededir.  Veya Sait Faik öykülerinde olduğu gibi aylaklık peşindedir. Aklına sistemle mücadele gelse bile ondan vazgeçer, belki de gücünün yetmeyeceğini bilir. O, mahallenin en kötü top oynayan çocuğudur ve bu çocuğun kaderi kaleye geçmek orada da goller yemektir. Sistem dediğim şey en geniş anlamı ve en dar anlamı ile aşağıdaki dizelerde görülüyor. Özne bu dizelerde kendisinin ne denli güçsüz ve küçük olduğunu anlatıyor. Öznenin büyük işlerde gücü yetmez, o, küçük işlerin adamıdır:

çok önce bıraktım sistemle mücadeleyi

bu yolda iki kale kurup maç yapmak istiyorum

ama yokuş ankara

ve ben aşağıdaki kaleci. çok goller yiyorum

çok goller yiyorum. beni kovun (26)

bir şeyler okuyacak kadar rolüm olsun isterim o filmde

ama beklerim beni figüranın repliği olarak yazarlar

şöyle: sen öpüşürsün ben arkadaki manavda elma seçerim (59)

aslında taşa ihtiyacım yok aslında kederi

yumruklayacak bir boksörüm

ama bileğim ağrıyor Ragıp (27)

Küçük adam bu şiirlerde varoluşsal sorunlarla ilgilenmez. Dediğim gibi onun asıl derdi nispeten daha küçük işlerdir. Mesela evlenmektir onun hedefi ya da evin aidatını verebilmektir. Biliyoruz ki evlenmenin de dini ve felsefi bir alt yapısı olabilir. Ama bu kitapta böyle bir sorgulama da yok. Basit bir nedenden dolayı evlenmek ister özne. Diyebilirim ki varoluşsal meseleler onun için aklına bir an için gelen sonra daha sonra kaybolup giden düşüncelerdir:

tanrı var mıdır dedim bu en temel soruyla

günlerce vakit geçiririm sandım

olmadı. (28)

her gün gömlek ütülemekten sıkıldım

biraz da evlenmek istiyorum (40)

Günlük işler yapmak küçük adamın önceliğidir. Ondan varoluşsal meseller hakkında konuşmasını bekleyemeyiz. Veya bir devrimi gerçekleştiremez, başlatamaz o. Aslında çoğumuz gibidir. Günlük hayat koşuşturmacası bizi derin düşünmekten alıkoyar. Ben bu yüzden Gezi ya da 15 Temmuz şiirlerinden daha çok bu şiirlerin bizi yansıttığını düşünüyorum. Bahsettiğim iki olayda da kahramanların ayakları yere değmez; ama Mehmet Karaca’nın şiirleri öyle değil. Ayakları yere basan şiirler bunlar. Bu şiirlerde özne hepimiz gibi geç kalıyor veya göleği kırışık geziyor:

gömleğimi ütülüyorum, ütünün altı seramik (38)

bazen işe geç kalıyorum bu yüzden

okulun kapısında gömleği kırışık

öğretmenim bugün gömleğiniz! (39)

Mehmet Karaca 2010 kuşağının dikkat çeken isimlerinden. İlk kitabı Tuz Açlığı’ndan sonra yayımlanan Size Yardım Edebilirim bu kuşağın heyecanla okuduğu bir kitap oldu. Kuşağım adına böyle kitapların yayımlanması beni çok mutlu ediyor. Demek ki diyorum dünyaya aynı pencereden baktığımız insanlar yok değil. Size Yardım Edebilirim küçük adamın hayatını hayat mücadelesini anlatan bir kitap. Üzgünlükleriyle, korkmalarıyla, büyük olaylara bakış açısıyla sanki 1940’ların küçük adamı bugünlere taşımış Karaca. Mesela bu kitaptaki özne öğretmen yani memur… Hem de bekâr bir memur. Bir memurun başından neler geçebilir?  Tıpkı 1940’lı yılların küçük adamı, memuru gibi geçim kaygısı geçebilir başından, ev kirası ya da aidatı, veya bir türlü ütü tutmayan gömlekler yahut öğrencileriyle arasında geçen diyaloglar. Bu kitapta hepsini görebiliyoruz. İyi ki de görebiliyoruz. Çoğu şairin kendini ebabil kuşları gibi gördüğü bu çağda böyle küçük adamın dertlerini okumamız bizim için bir rahatlama bir özgürlük alanı gibi bir şey.

[1] Oktay, Ahmet, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı 1923-1950, Kültür Bakanlığı yay., Ankara, 1993

[2] Benim aklıma küçük adamı görebileceğimiz iki kitap geliyor. Birisi bu yazının konusu olan kitap (Size Yardım Edebilirim) diğeri de Belya Düz’ün, Sultanbeyli’den Nişantaşı’na Türk Şiiri isimli şiir kitabı.

[3] Karaca, Mehmet, Size Yardım Edebilirim, Varlık yay., İstanbul, 2017

[Bu yazı yalnızca Eleştiri Haber’de yayınlanmaktadır, 10 Haziran 2018]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here