Eray Sarıçam – Ali K. Metin ve Pis Kan

0
420

Ali K. Metin’in dördüncü şiir kitabı Pis Kan 2010 yılında Hece’den çıktı. Metin’i, doksanlardan beri Edebiyat Ortamı, Atlılar, Hece, Dergâh gibi dergilerde yazdığı şiirlerden, teorik yazılarından ve eleştirilerinden biliyoruz. Metin, Türk şiiri üzerine en çok düşünen isimlerden… Şiirin ne olduğu, ne anlama geldiği, şiirin işlevleri gibi konularda belirttiğim tarihten beri en çok yazan isimlerden. Bir de Barbar Şiir düşüncesi var ki 2017 yılında bu düşünceyi oluşturan yazılar kitap olarak yayımlandı ve şiir tarihimizdeki en önemli teori kitapları arasında yerini aldı. Ben Ali K. Metin şiiri ve yazısı ile 2010’lu yıllarda tanıştım, çünkü yaşım bu kadarına izin veriyordu. Tanıştığım günden beri, onun şiirinin hiçbir zaman yerinde saydığını ya da kendini tekrar ettiğini görmedim. Onun şiirlerinde 90’ların epik şiirinin etkilerini de görürüz İsmet Özel’in 2000’li yıllarda yazdığı şiirlerle de yahut da Ahmet Güntan’ın Parçalı-Ham düşüncesiyle de.

Şiirimizde 90’lı yıllar teori anlamında en çok ürün verildiği dönemlerden biri belki de en önde geleni. O yıllardaki hareketlilik 2000’li yıllarda da kendini sürdürdü; ama ne yazık ki bugün için artık o dönemlerden pek de bir şey kalmadı. Bugünkü şairler kitap eleştirilerine veya teorik yazılara gereken önemi vermiyor. Bunu, kuşağımın bir eleştirisi olarak söylüyorum. Biz ne yazık ki 90 kuşağındaki şairler kadar çalışkan değiliz bu konuda. Gerçi şiir konusunda da onlar kadar çalışkan değiliz ya o da ayrı bir konu. Bizim kuşağın Ali K. Metin’den ve diğer 90 kuşağı şairlerinden öğreneceği en önemli şey belki de şiir ile şiir eleştiri ve teorisinde çalışkan olmaktır.

Pis Kan toplumsal eleştirilerin odağında ilerleyen bir kitaptır. Kitabın ilk şiiri Kuralları ve Dünyayı Biz Mutlaka, temkinli bir hayat süren günümüz insanın eleştirisiyle başlıyor. Temkinli ve gereğinden fazla düzenli… Modern dünya bizi bir tür salaşlığa savuruyor. Bu salaşlığın içerisinde kaybolup gitmemek için tüm çabamız. Ama ne tuhaftır ki bu salaşlığın içerisinde biz, aşırı temkinli davranarak ayakta durmaya çalışıyoruz. Bu tersine bir hareket mi bilmiyorum. Ama bir yere kadar bir panzehir görevi gördüğü kesin. Bu modern dünyada bizi ayakta tutan bir başka şey ise “iyi” olmamız. Bu da abarttığımız bir şey. Hepimiz o kadar iyiyiz ki daha doğrusu o kadar iyi olmaya çalışıyoruz ki fıtratımızı ters yüz etmeye çalışıyoruz. Hâlbuki insanın fıtratında iyi ve kötü beraberdir. Kötü olana tarafımızı yenmemiz neler yapmalıyız, bu uzun bir konu; ama şurası bir kesin ki samimiyetsiz yapmacık bir iyilikle bunun olması imkânsız. Aşağıda vereceğim örnek bu modern insanın samimiyetsizliğini, yapmacıklığını gösteriyor:

kurmayı sabah yediye unutmamalı
saati, kahvaltı yapmayı ve karıcığım iyi günler
beş günü haftanın aynı saatte
biz ne kadar iyiyiz, temkinliyiz ne kadar da
öldükten teker teker ama sonra
iyiyiz hepimiz
basbayağı işte iyiyiyiz iyilerdeniz (9)

Sadece bu mısralarda bile Ali K.Metin’in dünyaya karşı bakışını, tavrını görebiliriz. Bu bakış ve tavır şairin şiirinde de kendisini gösteriyor. Kelimelerdeki yalınlık ve günlük konuşma diline olan yakınlık bunun kanıtı. Onun şiirlerinde biz hiçbir şekilde numaralarla oyunlarla karşılaşmayız. Bu tavrıyla Metin’in okuyucuyu kandıra gibi bir derdinin olmadığını da anlıyoruz. O, şiirlerini halkın içinden, bir tür “barbar” duyarlılıkla yazıyor. Belki de mümince bir şiir bu. Kur’an-ı Kerim’de geçen şekliyle boş vadilerde dolanmıyor ve okuyucuyu da dolandırmıyor. Sahici bir şiirin peşinde Metin… Bu anlamıyla ona, kazıcı bir şair diyebiliriz. Nesnel imgelerin peşindedir onun şiiri. Zaten 90’larda toplayıcı şair bulmak zordur. Osman Özbahçe de kazıcı şairdir Cevdet Karal da veyahut Hakan Şarkdemir de böyledir Hayriye Ünal da…

Olsa yılan başımıza artık olsa bir kuzgun
Olsa aptal kibir olsa adilik
Olsa da şer şeraret ve korku
El pençe olsa adamlar olsalar büyük küçük
Olsa da eğilmeyen bende yine bir şey
Bir erlik bazı lafa laf bazı üstü kapalı
Uluyor bende bazı apaçık ulu bir kan
G i b i g e r i l e n b i r y a y (26)

Sen bende ben sende bir baş kesen barbar (50)

Hayat bize çünkü biricik bize şiir bize Türkiye
Kıran kırana bizde geliyor bize bir barbar (51)

Bu şiirlerde sıradan halkı görürüz biz. Şunu da en baştan söyleyelim. Ali K. Metin halkçı bir şiir yazıyor. Yani popülist bir şiir. Ama ne yalan söyleyeyim, 2010’larda yazılan popülist şiirden ayrı bir şiir bu. 2010’larda yazılan popülist şiir artık “şemsiyenin altına girmiştir.” Ondan biz toplumsal bir eleştiri bekleyemeyiz çünkü sistemle uyum halindedir, ona eklemlenmiştir. Fakat Metin’in şiiri böyle değil. onun sistemle uyum içerisinde olduğunu söyleyemeyiz. Hatta sistemin karşısındadır o. Halka rağmen halkçıların da karşısındadır aynı zamanda. Bu yüzden yalnızdır ve büyür yalnızlığı. Şiirlerinde kullandığı “bok”, “orospu”, “sıçmak” veya “osuruk” gibi argo kelimeler de onun sistem karşısında kendisini bir tür savunması ve aynı zamanda sisteme karşı olan bir hücumu niteliğindedir:

Çarpık adamlar dökük suratlarla bir
Büyür bende bir yalnızlık, büyür (26)

Bunlar torun torba bunlar çünkü öbek öbek
Yalan dolan alçakça vesair
Her taşın altından
ÇIKIYORLAR AH PARDON
GİBİ ŞEY GİBİ PAT PAT GİBİ BOK (27)

Allah, Muhammed ve halk
Işıl Işıl (32)

Ali K. Metin sivil bir şair. Bunu, sistem karşısında oluşundan da anlayabiliriz. O, dünyayı ikiye böler. Samimi iyilerin ve kötülerin, güzelin ve çirkinin vs. çünkü barbar bir şiir yazar. Barbarlık da içimizde hem iyinin hem de kötünün olduğunu ve kötülük ile samimi bir şekilde savaşmayı bilmektir. Bu anlamıyla iyiyi ve kötüyü birbirlerine karıştırmamaya çalışır. Aslında içinde bulunduğumuz durum tam olarak böyledir. Ying-yang yani. Ama modern dünyada iyi ve kötü iç içe girmiş durumdadır ve kimin iyi kimin kötü olduğu bilinememektedir. Daha doğrusu şair bunu bilir ve ona göre cephe alır:

Koca göbek cilve çürük ne halt ise
Tıkırdıyor çanak çömlek
Tıngırında efrad-ı resmiyetin
Sap saman birbirine
At izi karışıyor it izine (30)

Dünyayı ikiye bölen bir dokunuşum
İkiye yırtık günler gibi
Gibi ayrılıştığımız pazarla pazartesi
Biri yalnızlığımsa biri diyelim tıkırdayan öbürleri
Biri gökçe bir kartal biri bir hamamböceği
Biri bir derin iktisat biri cıscıbıl ahlak
Biri zart zurt efendi biri Ertuğrul Gazi (31)

Ali K. Metin’in şiiri, en azından Pis Kan için, bir Türkiye panoraması sunar bize. Onun şiirinde Hz. Ömer ile Hz. Ali yan yanadır. Tıpkı Türkiye gibi tıpkı Türkler gibi. Tabi yalnızca Hz. Ömer ve Hz. Ali gibi güzellikler yoktur bu ülkede; köşe kapmalar, şeytanlıklar da bu ülkeye dâhildir. Onun halkçı bir tutum sergilediğini söylemiştim. Halkçı; ama Müslüman halkçı. Bu anlamıyla demokrasiye de karşıdır o. Diyebiliriz ki, düşüncesinin her noktasına dair örnekler vardır bu kitapta bu yüzden Pis Kan için bütünlüklü bir şiir kitabı yani şairin olgunluk eserlerinde biri olduğunu söyleyebiliriz:

Köşe kapmalar ve yaptıkları öyledir
…….
Güttükleri bazı şeytandır halka karşı halt için
……
Demokrasi halayında ah evet oluyormuş
her türlü orospuluk (14-15)

Biz bazı bir nefer bazı komutan
Bazı Ebuzeriz bazı Ebubekir
Bazı Ali bazı Ömer
Bazı Vietnam, bazı Filistin
Bazı Mehmediz bazı bir dağlarla omuz omuza (51)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here