Emir Taha Özer’in Şiiri Üzerine | Ali Celep Yazdı | Şiir Deyince

0
962

ŞİİR DEYİNCE – 37 / ALİ CELEP

[‘Biraz Politika Biraz Bomba’ Emir Taha Özer] [Fayrap, 109] 2018

Emir Taha Özer’in ‘Biraz Politika Biraz Bomba’ adlı şiirini konuşalım:

Genel anlamı açık, daha çok açıklayıcı soydan, rahat yazılmış, yalın bir şiir bu.

Şiirin bütün anlamı, deneyimle ilişki içinde, hakikate angaje olmuş bir zihniyet dolayımında örgüleşmiş, patetik yorumlara izin vermeyecek açıklıktadır.

Başında ve sonunda ne olduğuna ilişkin okurun zihninde ikircikli bir alan bırakmayan, sade, etkisini de bu sade gerçeklikten alan bir şiir diyeceğim.

Benim düşünceme göre, şiir gerçekçi oldukça, onun ahlâki önemi daha etkin bir yoğunluk kazanır.

Anlam ve tavır arasındaki bu organik bağın farkında olmalı ki genç şair, daha başında kalemini, gücünü dürüstlük ilkesinden alan bir yola koymuş.

Bu yolda, şiirini, eleştirel düzlemde dürüst bir akıl yürütme biçimi olarak kurmuştur.

Rahat yazılmış derken, modern günlük yaşama formatına alışmış, giderek dünya ölçeğinde yaygın zulüm örgütlenmesine karşı duyarlığını yitirmiş kalabalık tavırlardan duyulan rahatsızlığı rahat bir üslupla dile getirmiş demek istiyorum.

Yoksa belli ki şiirin dadaist bir havası var.

Şiirde, bu olandan rahatsızlık, bombalanarak ölen küçük bir çocukla kurulan duygu ve kan akımı üzerinden ele alınmış.

Bomba ve politika sözcükleri ise yaşadığımız dünyanın genel resmini veren, çağdaş zulmün iki enstrümanı, denilebilir ki, asırlar boyu yetimin kanını içen küresel şebekenin eylem tarzları.

Şiirin eleştirel altyapısını mayalayan duygu ve düşünceler, yaşanan, yaşanmakta olan gerçekler önünde bilinçsiz, duyarsız davranışlar sergilemenin artık olağan bir hal almasına isyan etmesiyle bir biçime girmiştir.

Şiirin bütün konuşması, dilde düşüncede teoride Müslüman, amelde putperest şeklinde özetlenebilecek konformist anlayışların eleştirisinden, hakikatle içtimai hayat arasında sahte bir düzende akan ilişkilerin gerçek mahiyetini anlama gayretinden el alıyor.

Konuşmasını canlı diri formda tutan, bir bakıma, içtimai ve siyasi gerçekleri zinde bir ruhla değerlendirme gücü veren şey ise, kendi şahsi hikâyesiyle içinde yaşadığı milletin kaderini tevhid eden hissiyat olsa gerektir.

Şairin bakış açısının, yaşama planında İslâm’ın canlı hatıratıyla buluşması ve nihayet nefesini ‘asrısaadet’ ahlakından alıp bugünkü insanın ebedi şimdi’sine taşıma hevesi, gariplerin, yetimlerin bilinciyle duyarlığını bilemesi, gerçek ve anlamın kavuştuğu kaynağı yetimlerin tarihinde arayışı, onun şiir davranışının ilerde hangi yönde gelişeceğinin de ipuçlarını veriyor.

‘Sahabe şu düşkünlüğümü görse bana hangi dindensin diye sorar

Müslümanım diye ahkâm kesmenin yanında içtiğim yetim yeminli içki

Ve ağlar içimdeki yetim

Bu sıra dışı ve politik değil’

İçerikte şiirin heyeti umumiyesini çatan temel davranış bu meyanda olmakla birlikte, diyeceğim, yaşanan hayat yaşayan şiir mevzu olduğunda, ceset ve ruhu iki ayrı vasatta görmemekte fayda var.

Cesedimle yeteri kadar ilgilendim, şimdi ruhuma dönüyorum veya tam tersi bir kavrayış tarzı şiirde mevzu bahis olmaz.

Bu açıdan kimi zaman ‘şiirin yapısındaki teknik kusurlara gelince’ gibi ifadeler kullandığımda, bunu, salt şekil, görünüş, form, kalıp, biçim, hal, durum bağlamında değil, tabir caiz görülürse, bedene uymayan kıyafet veya bedene yakışmayan kıyafet anlamında söylüyorum.

Hele bu şiir örneğinde okuduğumuz üzere, derdi olan eserler verilirken, sözcükle en güçlü ve en etkili anlamın buluştuğu noktayı nazar çok önemli olsa gerektir.

Emir Taha Özer’in, şiirin neresinde kısa, neresinde uzun cümleler kurması gerektiği, cümlelerin kuruluşunda fazladan sözcüklere yer verip vermediği, gramatik yapıya birkaç küçük dokunuşla daha dinamik ifade biçimlerine ulaşıp ulaşamayacağı hususlarında düşünmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.

Nihayet meramın ifade edilmesinde en etkili formu kullanmak da şiire dâhil olsa gerektir.

Fayrap dergisinde yazan diğer gençler gibi Emir Taha Özer de iyi şair olmaya namzet bir isim.

Ben bu gençlere ruh akrabalığı ve duyarlık itibariyle Mehmet Akif’in dertli evlatları diyorum.

Kendimi de bu gençlerin dertleriyle hemhal bulduğumdan olsa gerek, şiirlerini önemseyerek okuyorum.

‘Dertli olan bir nesille beraber olma derdi saraşır benliğime

Dertli dediğim, birbirinden ayrılan ergenler değil

Dertli dediğim Resûlüllah’ı sevgili edinen

Dertli dediğim kendisi için çizilmiş yolu rehber edinen

Ve dertli dediğim zaten her gün dirilen’

Bir sonraki konuşmamız Remzi Köpüklü üzerine olsun nasipse.

[Eleştiri Haber, Kasım 2018]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.