Eleştiri Haber’de Şarkılarla, Filmlerle Bir Tefekkür Rüzgârı: Elbet Bir Gün Buluşacağız | Barış Kavas Yazdı…

0
151

BARIŞ KAVAS

ELBET BİR GÜN BULUŞACAĞIZ

Elbet bir gün buluşacağız
Bu böyle yarım kalmayacak
İkimizin de saçları ak
Öyle durup bakışacağız

Belki bir deniz kenarında
El ele maziyi konuşacağız
Benim içimde yanan ateş var
Sevgilim ne zaman buluşacağız.

Bu şarkı, eğer istekliysek, eğer bazı şeylerin arzusu içindeysek, bazı şeylerin hasreti içindeysek, bize teselli veren bir şarkı. Teselli kelimesini küçümsemek bizim genel bir alışkanlığımız. Hâlbuki insanın hemcinsleriyle birlikte oluşu, teselli kavramını açıklayan bir örnek. İnsan bu dünya hayatında kendine vaadolunmuş süreyi yaşarken yine hemcinsleriyle birlikte bu imtihanı vermeye çalışıyor.

Bunun da ötesinde sanat dediğimiz şey teselli üreten, adeta bazı şeylerin bilincindeysek ve bazı şeyleri bekliyorsak bize çok ciddi işaretler sunan bir alan. Bunu görmemiz gerekiyor. Şarkıya dönecek olursak, bu şarkıda hasretin ifadesini görüyoruz. Hasretin yorgunluğuyla, vuslatın ümidinin birleştiği bir şarkı… Yarım kalmış ama ümit var, elbet bir gün buluşacağız. Günün birinde mutlaka buluşacağız. İşte hakikati arayan, Hakkı; Tanrıyı arayan insanın bir gün bunu bulacağına olan ümidi görüyoruz burada. Ben buna eminim. Eminim buna, çünkü bu buluşmayla yarım kalan şeyler tamamlanacak… Onca karmaşadan sonra, onca yorgunluktan sonra buluşma gerçekleşecek. Elbet bir gün, elbet günün birinde vuslat bizim yüzüme gülecek. Buna inandım. Biz müminler buna inandık. O bir günün, o buluşma gününün ahiret günü olduğuna inanıyoruz.

Bu noktada İnfitar suresinin bir ayeti kerimesi geliyor aklıma. “Ey insan çaba üstüne çaba gösteriyorsun ama Rabbine kavuşacaksın.” Elbet bir gün buluşacağız terennümü, bize bazı örtüleri kaldırmaya niyetliysek, bir ayetle buluşmamızı bile sağlamış oluyor. İşte sanat bu açıdan değerli.

Öyle inanıyorum ki buluşacağız ve o buluşmayla biz hayatı anlamlandırabileceğiz. O buluşma olmadıktan sonra hayat hep eksik kalacak. Böyle bir çıkarıma da varabiliriz. Biz buluşmazsak yarım kalır. Buluşursak tamam olur Burada buluşmak ne? Buluşmayı nasıl anlamak lazım? Buluşmayı Allah’ın rahmetiyle insan teki arasındaki tüm perdelerin, tüm katmanların, tüm engellerin ortadan kaldırılması olarak düşünebiliriz. Bunun için de arayan insan için her şeyin ders verici, nasihat edici, hakikate yönlendirici bir boyutu olabileceğini görmemiz gerekiyor. Böyle baktığımızda tüm bir felsefe külliyatı, tüm psikoloji külliyatı- özellikle Maslow’dan sonrası- bizim kendi anamızın ak sütü gibi istifade edebileceğimiz alanlar haline geliyor. İşte burada Allah’ın rahmetinde bir sorun yok. Ama dünyada imtihan halinde olan insanın nefis gibi, özellikle nefis gibi önemli bir engelleyicisi var. Bunu bizim tasavvuf literatüründeki nefis mertebeleri olarak düşünmemiz gerekiyor. Nefis mertebeleriyle yol alışımızla gerçekleşecek bir şey buluşma. Bizim nefsi mutmainneye ulaştığımız gün, işte o gün buluşma günümüz olacak.

[Eleştiri Haber, 4 Temmuz 2018]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here