Eleştiri Haber öykü yazarlarından Yusuf Yılmaz yepyeni öyküsüyle burada: Çığlık!

0
312
Eleştiri Haber Öykü Yazarı Yusuf Yılmaz

YUSUF YILMAZ

ÇIĞLIK       

Ilık bir nisan sabahı… Dışarıda gezilesi bir hava… Birkaç gündür güneşin kuruttuğu toprağa akşam yağan yağmur ve ardından toprak kokusu… Gökyüzüne bakan çocukların hayvanlara benzettiği beyaz bulutların olduğu bir gün… Böyle olsa da elbette nisan ayında değiliz. Kocakarı soğukları hala devam ediyor. Bunu en iyi ben bilirim. Pencereden dışarıyı seyrederken bunlar geçti aklından sonra da, o şarkının dizeleri takıldı diline. Kederi daha da arttı.  Oysa şehir bu zamanlarda en güzel günlerini yaşar.

İçinde bulunduğu düşünceli ruh hali yüzünden uzun zamandır keyfi yoktu. Öyle ki beyninde dolaşan anlamsız fikirler artık onu rahatsız ediyordu. Depresyona girmiş biri gibiydi. Nasıl karar verdiyse güzelce giyindi. Çocuklar okuldan gelene kadar dışarıda gezeyim diyerek evden çıktı. Kendine ne olduğunu neden bunaldığını bilmiyordu. Evliydi iki kızı vardı. Kocası zengindi üstelik adı batası herif ne yazık ki zengindi. Yürüdü. Şehrin içinden geçen dereye varınca boş olan bir banka oturdu. Derenin bu zamanlar suyu bol olurdu. Suyun çıkardığı sesi dinlemek de ona huzur veriyordu. Cebinden sigara paketini çıkarıp bir sigara yaktı. Ayak ayak üstüne atıp, derin derin içine çektiği dumanı kederi ile birlikte dışarıya üfledi.

Sigarası bitince izmariti söndürüp cebine koydu. Sigaranın baş döndüren etkisi geçince gene kederlendi. Ama yeni bir sigara yakmadı. Oturduğu yerden kalktı. Hiç tanımadığı bir kuaföre gitti. Hayatında ilk kez gelin olduğu gün kuaföre gitmişti. Çok güzel oldunuz demişti Kuaför kadın. Kadının yüzüne öylece bakıp hiçbir şey dememişti. Dükkâna girip selam verdi. Genç yakışıklı güzel giyimli bir adamdan başka kimse yoktu. Bir an durdu ve bayan mı erkek mi diye sordu? Adam, buyurun efendim bayan kuaförü dedi. Leyla koltuğa geçti. Adam ne yapalım diye sordu. Leyla güzel bir şey dedi. Adam Leyla’ya katalog verip siz beğenin, yok dedi Leyla, fark etmez siz nasıl isterseniz öyle bir model yapın. Adam peki efendim deyip önce saçları yıkadı. Sonra taradı. İşi bir saate yakın sürdü. Leyla aynada kendine bakıp güldü. Ücretini ödeyip çıktı dükkandan. O gün eve gitmek hiç istemiyordu ya dolaştı durdu. Rotasız gemi gibi. Yorulunca da dere  kenarına gidip dinlendi.

Eve gitmek için ayaklandığında akşam ezanı okunuyordu. Taksiye ya da dolmuşa binmedi nedense. Çocuklarını bile merak eden bir annenin telaşesi yoktu üzerinde. Fakat az bir zaman sonra şehrin karanlığını lambalar aydınlatmaya başladı. Evde olması gerektiği düştü aklına. Akşam her yer birbirine benziyordu. Yanlışlıkla bilmediği bir sokağa girdi. Sokak oldukça karanlıktı. İçine bir ürperti çöktü, geri, ne işin var burada diye söylenip geri dönmek istedi. Durdu, hayır sokak sessizdi. Üstelik sokakta kedi köpek bile yoktu. Rahatladı. Hızlı adımlarla yürümeye devam etti. Aynı sesi tekrar duyar gibi oldu. Korku bütün vücudunu yorgan gibi sardı. Evet, ayak sesiydi bu. İyi düşünmek istedi. İşinden evine giden bir baba olabilirdi mesela. Çok sürmedi, o böyle düşünürken soğuk bir el ağzını kapattı. Bedenini kendine çekti. Kulağına, şimdi akıllı olup çantanı bana ver ya da seni burada gebertir sonra çantanı gene alırım dedi. Leyla kafasını salladı. Adam Leyla’nın korkmasından duyduğu öz güvenle elini ağzından çekti. Çantayı almak için hamle yaptı. Leyla nasıl olduysa o ân imdat diye bağırdı. Adam panikle elindeki bıçağı Leyla’ya sapladı. Leyla acı içinde inleyip yere düşerken fark etti, pencerenin birinden dışarıya bakan çocuğun kızı olduğunu…

[Eleştiri Haber, 08.04.2018]

bu öykü yalnızca www.elestirihaber.com ‘da yayınlanmaktadır…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here