Çorlu Kitap Fuarı(!)’nda Trajikomik Bir Tolstoy Rezaleti | M. Sadi Karademir | Hayatın İçinden

0
871
"Eleştiri Haber" Yazarı, Şair M. Sadi Karademir

Çorlu Kitap Fuarı(!)’nda Trajikomik Bir Tolstoy Rezaleti

Olamayan bir Avm fuarı Çorlu kitap fuarı. 30 yazar(?), bilboardlarda ‘afilli’ yüzler, imza günleri. İnsan merak edip bir uğramak istiyor, İstanbul gibi bir kültür merkezine oldukça yakın olan olan bu taşra fuarını.

Ben de böyle bir düşünceyle fuara geçtim.

Geri kalan olaylar şöyle cereyan etti:

Şair kitapların bulunduğu bölüme usulca yaklaşıp standdaki görevliye sordu:

Tolstoy kitapları hangi bölümde, diye.

Görevli: Önce Tolstoy var mı, ona bakalım, dedi.

Yok maalesef, dedi bir (rakamla 1 (!)) kitabı vardı o da satıldı heralde, diye ekledi.

Şair şaşırdı, garipsedi ve merak eden gözlerle yeniden baktı görevliye. Ve tuhaf yayınevlerinin kitaplarının omuz omuza olduğu standlara yöneldi.

Derken görevli arkasından yanaşıp eliyle bazı kitapları göstererek şöyle söyledi:

-Bu bölümde Stefan Zweiglar falan var. Goethe’de yani aynı hemen hemen. Aynı tarzda yazıyorlar Tolstoy’la. Bakın bunları da alabilirsiniz.

Şair okkalı bir küfrü içinden savurup bu hakareti, karşısındakini aşağılayan bakışlarıyla cevaplandırdı. Acı bir gülümseme çarptı yüzüne. Ve şöyle dedi içinden:

-Keşke karpuz satsaydınız.

Şair bu hakareti kolay kaldıramadı kuşkusuz.

Önce kitap satan arkadaşın kitapsızlığına güldü.

Sonra Taşra da daha önce böyle müthiş(!) yönlendirmelerle kitap satıldığına güldü. İstanbul burdan farklı mıydı? İstisnalar hariç, tuttu buna da güldü.

Etrafına bakındı. Ve sırasıyla; kapaklarında kalp olan, vampir olan, elif-vav olan, kravat olan; rujlu dudaklar, kaslı erkekler, ergen yüzleri olan kitaplara güldü.

Sonra kendini toparlayamadı; popüler bir dizi orta halli yazarın kitaplarına da güldü. Tolstoy’la böyle başladığı için muhabbet, başka yazarların kitaplarını sormaya cesaret bile edemedi o an için.

Sonra lavaboya gitti.

Güldü, tükürdü, güldü, tükürdü…

Çok mu abartıyorum, diye düşündü; ne münasebet, dedi içinden.

Gerçi herkes mutluydu etrafında.

Üstelik ağlanacak hali bile kalmayacak kadar.

Dışarıya, güvenliğe doğru yöneldi en son. Kapıdaki güvenliğe utanmasa şu soruyu soracaktı:

-Nerden çekiliyordu bu hayatın sifonu?

Döner kapıdan bir daha dönmemek üzere ayrıldı.

M. Sadi KARADEMİR

[Eleştiri Haber, 20.02.2018]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.