Cemil Meriç’te vurgu ‘dava dergileri’nedir | Söyleşi | Mustafa Nurullah Celep

0
407

Konuşturan: Cihat ALBAYRAK

Konuşan: Mustafa Nurullah CELEP

C.A. Edebiyat dergilerinin durumunu nasıl yorumluyorsunuz? Edebiyatımızdaki yeri ve etkileri nedir? Dergilerimiz hangi hataları yapıyor?

M.N. C.– Edebiyat dergileri öncesine nazaran daha canlı ve işlek bir yayın faaliyeti içindeler. 3 sene öncesinde yazmıştım: ‘Dergicilik bir direniş biçimidir’ diye. Dergi çıkarmak da deliliğin, sınır tanımazlığın, risk ve cesaretin atılımlı çehresi oluyor. Risk almadan dergi çıkaramazsınız. Cesaretinizi kuşanmanız gerekiyor. Bir yarış pistinde gibi heyecanla hareket etmeniz, düzenli çıkmanın imkânlarını ve yolunu-yordamını bulmanız da aynı derecede önemlidir. Dergicilik bir kadro işidir. Dağıtım ve ekonomik yetersizlikler de bir şekilde hal yoluna konulur. Topluca hareket etmeniz, topluca yazışmanız, yazı yazmaktan –hemen her sayısına ve her dosyasına-yazı üretmekten yüksünmemeniz gerekiyor. Peki, neyi yazacaksınız? Eleştirel etkinlik olmadan edebiyat-yazın dergiciliği eksik kalmaya mahkûmdur. Yüksünmemek gerektiğini bahis konusu edişim bu sebeptendir. Cesaretli ve atılımlı oluşunuz da eleştirel etkinliğe olan bağlılığınıza ve yöneliminize sabitkadem durmanızla alakalı. Sıkı eleştiri metinleri kaleme almaktan çekinmeyeceksiniz. Ne merkez ne de taşra, dergiciliğin merkezi/odağı, eleştirel metinlere olan dikkatiniz ve sayfalarınızda eleştiri sanatına cömertçe yer vermenizdir. İyi şiiri daha ideal olana ulaştırmanız, kötü şiiri ayrıştırmanız, iyi şiiri kötü şiirden, çürüğünü çarığından ayırt edebilmeniz için dergicilikte eleştirellik olmazsa olmazdır. Geçmişte bunun örneği verilmemiş midir? Modern eleştirinin piri Hüseyin Cöntürk’ün çıkarğıdı dergiler (Dönem-Devinim-Yordam), hakeza Atlılar, Kökler ve bugün yayınlanmakta olan Kertenkele Edebiyat ve Düşünce dergisi, eleştiriyi dergilerinin gündemine alan bir yayın faaliyeti içindeler. O halde bugün genel olarak durum nedir? Şunu kesin ve eğer isterseniz oldukça düşündürücü ve manidar bir hüküm olarak kabul edin veya etmeyin, ama gerçek şudur: Bugün edebiyat dergilerinin büyük çoğunluğu eleştiriye-ama özellikle şiir eleştirisine-hiç uğramadan geçip giden, es geçen bir yayın etkinliği varageline hapsolmuş durumdalar. Bu bir çıkmazdır. Edebiyat ve şiir dergileri adına bir çıkmazdır. Bu çıkmazın güzelliği yok, kötü şiiri bir metastaz olarak çoğaltmaktan başka… Bu çıkmaz özünde bir imkân barındırmıyor. Çünkü edebiyat ve eleştiri işinde dostane ilişkilerin, övgü veya yergi mekanizmasının, yıkayıp yağlamaların, övüp durmaların, profesyonellikte yeri yok. Amatör bir yayıncılıkla-ruh olarak değil geriletici bir tutum olarak- dergicilik yapacak, köşelerinizde-sayfalarınızda birbirinizin eserlerinin kusurlarını dürüstlükle ifade edemeyecekseniz, bir yanıyla amatör, bir yanıyla hafifletici anlamda köylü, bir yanıyla kapalı bir yayıncılık yapan sıkıntılı bir taşralısınız. Kapalı çünkü başkalarının kalem işlerine duyarlı değilsiniz de ondan. Biz buna bilinen anlamıyla ‘kapalı devre dergicilik’ diyoruz. Tabii elbette ki eleştiri metni yazmak, zorlukları da beraberinde getiriyor. İşte biz de bu yüzden risk almaktan, cesaret zırhını kuşanmaktan bahsediyoruz. Türkiye’de edebiyat dergilerinin büyük çoğunluğu zararsız yayınlardır. Suya sabuna dokunmayan bir dergicilik anlayışına sahiplerdir. Son derece rahatına düşkün ve risk almayan, yenilikçi bir tutumdan uzak bir editörler topluluğuyla karşı karşıyayız. Bu meyanda eleştiriyi gündemine ve merkezine almayan dergiler hiçbir zaman etkili olamayacaklar, dergicilik tarihinde kalıcı bir yer edinemeyeceklerdir. Bu işin, dergicilik işinin yolu yordamı budur. Yoksa ondan bir metin, diğerinden bir metin, başkasından başka bir metin, topla bir araya getir ve yayınla. Dergicilik asla ve asla bu değildir. Dergicilikte bir program dâhilinde işler yürütülür. Dergi bünyesinde her yazarın bir iş bölümü, bir işlevi vardır. Gerçek anlamda nitelikli dergiler, çelikleşmiş bir kadro ve bir kavga ruhuyla çıkarlar. Bir kavganız olacak, bir dava sahibi olacaksınız. Haklı olduğuna inandığınız davanızı savunmaktan geri durmayacaksınız. İddiasız dergiler topluluğudur Türkiye. İddiasız şairlerden müteşekkil bir iddiasız dergiler ordusu. Cemil Meriç, ‘‘Hür tefekkürün kaleleri’’ olarak tanımladığı Meşrutiyet dergilerine, bir iddia ve bir dava sahibi oldukları için işaret ediyordu. Biz çoğunlukla bir duvara asmalık, bir güzel söz olarak alıyoruz bu ifadeyi. Oysa Cemil Meriç’te vurgu ‘dava dergileri’nedir. Bir düşünce taşıyan, bir meselesi olan dergileredir. Dergiciliğin bir iddiası olmasından kastım: Yerli tefekkürün asli bir meselesiyle hemdert olmak, bu meselelerin müdafii olmaktır. Bunu da eleştirel düşünceyle gerçekleştirebilir, buna savunulabilir bir vasıf kazandırabilirsiniz. Türkiye’de dergilerin canlı ve işlek olmalarının yanında içi kof ve iddiasız oluşlarının nedeni budur. İddiasızlıktır. Yerlici bir damara sahip olamamaktır. Türkiye’de dergilerin olumsuz anlamıyla bir diğer özelliği, Batılı ve modern bir algıyla biçimlenmeleri, Türk Tefekkürüne mesafelerce uzak kalışlarıdır. Çıkmak için çıkan, beyhude bir yayındır. Hepsi mi böyle diyeceksiniz? İstisnaları var elbette. İstisnalar kaideleri bozmayacaktır. Umalım ki biz yanılalım, Türkiye’de dergicilik, canlı-işlek fikirlerin tartışıldığı hareketli bir kültür-sanat ortamına dönüşsün. Türkiye’de bir edebiyat ortamı olmayışının nedeni budur. Dergilerin, eleştiriyi ve düşünceyi es geçerek yayınlanmaları vahim bir hatanın içinde devinip durmaktır. Biz dergilerin temel meselelere duyarlı, Türkiye’den haberli bir yayın sürdürmelerini istiyoruz. Oysa mesele, bir dünyaya açık kalmak meselesi ise diğeri de başka bir dünyaya kapalı kalmak meselesidir. Meselesiz kalmaktır. Bunu, bu dergicilik işini, eğer bu topraklarda yaşıyor ve bu işin gereğince yerine getirilmesini istiyorsak ciddiye almak durumundayız. Diğer türlü yaptıklarımız, yankısız, sönük, ölü, enez, kof ve ipe sapa gelmez işler olarak kalmaya devam edecektir.

Teşekkür ederim.

(Hayal Bilgisi, 13, Yaz 2014)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here