Cemil Koray Özgen Yazdı: Zaman Irmağı’nın Anahtar Kelimeleri…

0
192

Cemil Koray Özgen

ZAMAN IRMAĞI’NIN ANAHTAR KELİMELERİ

“Hiçbir şeyle kıyaslamayacağımız kadar zorlu bir sorguya yürüyoruz.”

[Erdal Noyan]

“Bir anahtar yeter bize” cümlesini mısra olarak da düşünen Yazar-Şair Erdal Noyan’ın Zaman Irmağı (*) adlı denemeler toplamının anahtar kelimelerinden biri “hayat” ise diğeri “yenilenme”dir. Noyan, “yenilenme bilinci”yle ilkin içinde yer aldığımız hayattan giriş yapıyor denemelerine. Zaman Irmağı’nın ilk denemelerinin giriş cümleleri de “hayata giriş” mahiyetinde taze bir bilincin yansımalarıdır:

“Kış güzel geçti.” (s.9)

“Bembeyaz bir cumartesi sabahına uyandım.” (s.11)

“Hava; biz kapalı biraz açık, hem serin hem sıcak” (s.14)

“Bir anahtar yeter bize.” (s.17)

“Karanlık yeni bastı.

Rüzgâr esiyor belli belirsiz.” (s.19)

“Öğlen vakti, çoktandır uğramadığım Ulus’a gitmeye karar verdim.” (s.22)

Denemeci-Yazar Erdal Noyan’ın yazıları için, geneli itibariyle söyleyecek olursak, ikinci ve belirleyici anahtar kelime, “Hayatın İçinden” ibaresidir. Zaten Zaman Irmağı yazıları da diğer deneme kitaplarında yer alan ve internette ( www.dergibi.comwww.elestirihaber.com ) yayınlanan yazılar örneğinde olduğu üzere, hayatta ve zamanda değişmeyeni bireysel tarihten izler, izlenimler, deneyimler ve gözlemler halinde ele alarak betimleme çabasıyla şekillenir:

“Nesirler, şiirler daktiloda kayda alınırdı.” (s.23)

“Bir cümle daha: Kalem tutmayı unuttuk gibi bir şey…” (s.25)

Noyan’ın “artistik” bir üslubu yok. Biz de fazla artistik bir yazı havası, iklimi-atmosferi oluşturmadan, yazarın denemelerinin üçüncü anahtar kelimesini verelim: “Hayvan sevgisi.”

Dikkatinizi celbederim: Bu kitap, “şeftali” ve “yarasa” adlı varlıklarıyla yazarın hayatına güzellik katan iki sevimli, şirin mi şirin kediye ithaf edilmiştir. Biz de bu iki ithafın altına şöyle bir şerh düşelim: Kitap yayıncılığı ve kitap kültürü tarihinde bir ilktir bu; bir deneme toplamının iki kediye adanması/ithaf edilmesi…

Erdal Noyan Denemeciliğinde bütün bu insani yönlerinin yanında, dördüncü anahtar kelimeye daha sayfalar ilerledikçe ulaşıyoruz: Suç ve adli vakalar…

Noyan hukukçu oluşundan mütevellit “kıssadan hisse” diyebileceğimiz bir edebi tutumla, adli hikâyelerdenanekdotlar da paylaşıyor okuyucuyla.

Tüm bu yazınsal yaklaşımlar “Hayatın İçinden” denemeler değilse nedir?

Noyan’ın denemelerinde göze ve gönle hoş gelen bir hikâye tadı da var; işçi çocuk olmak ve diğer bir kısım denemelerinde “hayatın imbiğinden” geçmiş bir kalem sahibinin “deneyim hikâyeleri”ni de okuyoruz. Bu durumda Noyan Denemeciliğinin diğer anahtar kelimelerine de ulaşıyoruz: Çocuk, çocukluk, eğitim, öğretmen ve sevgi kelimeleridir bunlar..Şu paragraf, merhum Babamın eğitim anlayışını da anımsatıyor bana:

“Beni öğretmenine teslim ederken “Eti senin kemiği benim!” der miydi babam?

Hatırlamıyorum.

Fakat uygulaması öyleydi.” (s.59)

Bendeniz sayın okuyucu çok net bir şekilde hatırlıyorum: Babam beni Hafızlık için Kur’an Kursuna verirken Hafızlık Hocama ve Kurs Müdürüne “eti senin, kemiği benim” derdi. Bu geleneksel eğitim algısı ve eğitimin bu “terbiyevi” boyutu bugün “yapısalcı programlar” adına neredeyse tümüyle ortadan kalktığı için “maarif” sahasında belimizi doğrultup bir düzlüğe çıkamıyor, çocuklarımıza sözümüzü dinletemiyoruz. Yap-boz tahtasına dönen “maarif atlası”, her yeni gelenin portatif eklentisiyle artık tanınmaz ve tanımlanamaz haldedir.

Denemeci Erdal Noyan’ın ‘sanat ve sanatçı sevgisi’, betimlemeleri ve izlekleriyle birlikte “özgün ve özge deyiş” diyebileceğimiz kendine mahsus yazı başlıkları da vardır: “Gökyüzü Yerinde Kaldı” (s.68)

Değerli yazar Erdal Noyan’ın denemeci kimliğine bu başlıkların artı bir değer kattığını belirtelim. Sayın Noyan’a bir diğer “özgünlük değeri” olarak da şunlar önerilebilir:

Sayın Noyan, sanatlı söyleyişten ve bir üslup kaygısından çok – tıpkı hayatın içinden-hayata benzerliği ile – yalın ve sade bir söyleyişi kendisine üslup-yazış biçemi olarak belirlemiş bir edebiyat adamıdır.

Sayın Noyan’a önerimiz şu veçhede şekilleniyor: Yazara yazı üslubunu var olandan daha özgün/özgül hale getirmesini önerebiliriz, bunun yanında sonraki kitaplarında “konu tekrarı”na düşmemesi için konularını/izleklerini çeşitlendirmesi, boyutlandırması da Noyan’ın nevi şahsına münhasır yazarlığı adına çok elzem bir husustur.

Erdal Noyan’ın kitabına dair genel tespitlerden sonra, genel izlenimler de oluşturmak babından sıraladığımız anahtar kelimelere yeni kelimeler ekleyerek yazımızı sonlandıralım. Yazarın yazı evreninin varsıllığını açığa çıkarmak anlamında buyurunuz uzun, upuzun anahtar kelimeler listesi:

“Memurluk, özgürlük, türbe, huzur, metafizik, türkü, yerliler, beyazlar, TV., sinema, genç şair, duruş, uyum-uyumsuzluk, zaman, değer, müzik, Yeşilçam, çizgi roman, masal, kültürel tarih, yaş, yaşlılık, okumak, yazmak, söz, yazı, saygı, saygınlık, bitki sevgisi, tren, tren sevgisi, tren yolculuğu, istasyon, tren garı, nostalji, şehir ilgisi, mekan övgüsü, ağaç sevgisi, doğa izleği, doğa sevgisi, doğa duyarlığı, resim ve hepsini genelleyen bir “memleket ve insan sevgisi…”

Ve son paragraf:

Erdal Noyan’ın, bu kitap özelinde yazacak olursak, denemelerinin genelinde derin, ince, incelikli ve içtenlikli bir memleket sevdası, taşra-şehir-mekân sevgisi, doğa-canlı-bitki duyarlığı gözle görülür derecede seziliyor. Zaman Irmağı, geçmişten bugüne akmakta/gelmekte olanın değişmeyen, yıpranmayan yönlerini, insan sevgisi ve duyarlığıyla yansıtma çabasında biçimlenir. Zaman Irmağı, hayata dönük aydınlık yüzüyle her gün, her zaman, her ân yenilenmeye bir çağrıdır.

Özünüz, duyarlığınız, projeksiyonunuz, duyargalarınız, sesiniz-soluğunuz-nefesiniz ve zihin dağarcığınız Erdal Noyan’ın “hayatın içinden” denemelerinde olsun, temennisiyle…

(*) Erdal Noyan, Zaman Irmağı, Okur Kitaplığı, Ekim 2017, İst.

Söz ve yazı konusu kitabı sanal kitapçılardan da temin etmeniz mümkündür:

https://www.kitapyurdu.com/kitap/zaman-irmagi/438822.html

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here