Canlı bir vücut gibi; Ahir Zaman Notları | Behçet Ulaş Alıcıoğlu Yazdı

0
252

BEHÇET ULAŞ ALICIOĞLU

Canlı bir vücut gibi; Ahir Zaman Notları

Tüm yitiklerimizin peşine düşüyoruz.

 Selvigül K. Şahin

Tanıdığım ama daha önce karşılaşmadığım değerli yazar Selvigül Kandoğmuş Şahin ablamla Üsküdar Kitap Fuarında görüşmek nasip oldu.

“Ablam” diyorum çünkü biliyorum ki o aşkın yüreği ile “Ümmete Abla” olmaya gayret eden biri. Bu düşüncelerimi Okur Kitaplığından çıkan son kitabı Ahir Zaman Notları‘nı okuduktan sonra daha da pekiştirdim. Kitabın birçok yerinde özellikle gençlere verdiği öğütlerde, yavrusunu korumak için kanatlarını açan güvercin hassasiyeti taşıyordu.

Özellikle genç diyorum çünkü kitapta bir gencin, bir öncünün, bir şehidin aziz hatırasına adanmış; Furkan Doğan’a.

Furkan’ın yolunun nasıl bir yol olduğuna ve o yolda yürüyecek olanların nasıl bir hazırlık yapması gerektiğine rehberlik etmiş.

Ve bunu o kadar güçlü bir kalemle yapmış ki kelimelere ruh vermiş. Okuyucu olarak kendinizi kâh İstanbul’da, kâh Kudüs’te gezerken bulabiliyorsunuz.

Bir sayfada ikindi vakti Üsküdar’da gezerken diğer sayfada bir filmin içine çekiveriyor sizi. Öğrenci oturumlarına konuk oluyorsunuz, o şen şakrak, güleç yüzlü öğrencilerle sohbet ediyorsunuz. Yazar bunu fotoğraflarla da destekliyor.

Kitabın tamamında kendinizden bir parça bulabilirsiniz. Adı geçen mekanlar sizin de daha önce gittiğiniz, nefes aldığınız, oturduğunuz, derin muhabbetlere ve hatta tefekkürlere daldığınız yerler. O kadar yaşayarak anlatmış ki Selvügül Hanım, o mekanlarda hala  kaleminin ucundan çıkan hışırtıyı duyabilirsiniz. Betimlemeleri bir denemeden çok bir öyküyü andırıyor. Ve bunu ustalıkla yapıyor.

Dünden bugüne fikriyatımızın gelişmesini sağlayan tüm fikir adamları sayfaların arasından size sesleniyor. Şeyh Edebali, Mehmet Akif Ersoy, Nurettin Topçu, Cemil Meriç, Cahit Zarifoğlu, Sezai Karakoç, Muhammed Esed…

Ve ayetler öyle bir yerde karşınıza çıkıyor, o kadar çarpıcı geliyor ki, belki o yüzden bile kitabı oturarak okumanızı tavsiye ederim.

Ben öyle yaptım. Oturarak okudum. Ve bir ara yakından tanıdığımız, bizim gibi her insanda emeği olan ağabeyimizin sesini duyar gibi oldum. Şehit Ramazan Sarıkaya, “Biraz ara ver de çayını iç” diye sesleniyordu AKDAV’dan.

Sayfalarda 15 Temmuz Şehitler Köprüsünün barut kokulu havasını soluyorsunuz. Orada düşen bedenlerin başlarını dizlerinizin üzerine koyup,

“Ey Şehit Oğlu Şehit isteme benden makber,

Sana ağuşunu açmış duruyor peygamber”

dizelerini beraber söylüyorsunuz.

Son olarak yazar; peygamberî bir yürekle çağa seslenmek gerektiğinden bahisle, yaşanılabilir bir kardeşliğe çağırıyor. Bu yükü beraber taşımaya davet ediyor. Bunun dua ve aşkla yapılabileceğini bilerek.

Bir serüvenin kitabını okudum. Heyecanla, yutkunarak, bazen gülümseyerek, bazen hüzünlenerek. Kitap canlı bir vücut gibi sizi sarıp sarmalıyor. Öğütler dile geliyor… Yaşanmışlıklar geleceğe aktarılarak,  Ahir Zaman  Notları oluyor.

2019 Şubat- İstanbul

[Eleştiri Haber]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here