Burçin Aşureciler, Sorgulayan Kitapları Yazdı: Şeker Portakalı, Fehrenheit 541.

0
322

BURÇİN AŞURECİLER

SORGULAYAN KİTAPLAR-1

ŞEKER PORTAKALI 

Jose Mauro De Vasconcelos, Brezilya’nın yoksulluğunu iliklerine kadar yaşamış bir yazar, Şeker Portakalı ise minicik bir çocuğun acıyla tanışmasını konu edindiği kitaptır. Yayınlandığı günden beri kalpleri fethetmeye devam ediyor.

Hem büyüklere hem de çocuklara hitap eden, herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm bu eserin ana fikri; aile ve sevgi kavramının çocuk psikolojisi üzerindeki etkisinin önemidir. Kitabın ana kahramanı Zeze çok akıllı bir çocuktur, ailesinin sevgisizliğinden bıkmış ve arka bahçelerindeki portakal ağacının altında kendine yeni bir dünya yaratır. Bir gün yaptığı yaramazlık sonucu ayağını yaralar bu sebeple Portekizli adamla tanışır. Portekizlinin onunla ilgilenmesi Zeze’nin çok hoşuna gider. Eve geldiğinde ise okula dahi gidemeyecek şekilde dayak yer. Bu dayağın üzerine dünyada en çok sevdiği kişinin Portekizli Manuel Voloderes olduğuna karar verir.

Küçük şeylerin bile hayatımızı nasıl etkilediğini anlatan bu eser, her okunduğunda bireye farklı dersler vermekte ve farkına bile varmadan bireyin hayatını değiştirmektedir. Herkesin mutlaka hem çocukluk döneminde hem de erişkinlik döneminde birkaç kere okuması gerektiğini düşündüğüm eserdir.

FAHRENHEIT 541

Kitaplara karşı özgürüz, tabii olabildiğince. Peki ya olmasaydık? Kitap okumanın yasak olduğunu ve itfaiyecilerin tek görevinin onları yakmak olduğunu hayal edebilir misiniz?

Ray Bradbury, 1953 yılında yazmış olduğu Fahrenheit adlı eserinde okurlarını, yaratmış olduğu distopya içerisinde bugünü düşünmeye teşvik ediyor. Televizyonun izleyicileri esir aldığı interaktif bir yapı, korku politikasının hüküm sürdüğü egemenler idaresi ve benlik yoksunu otonomunu yaşayan makineleşmiş insanlar, yangını söndürmek görevini artık yitirmiş itfaiyeciler, insanların akrabaları olarak nitelendirdikleri televizyonları…

Eserin kahramanlarından Clarisse özgür bilinç, merak ve sorgulamanın temsilcisi; itfaiyeci Montag ise distopik eserlerde her zaman olduğu gibi düzeni değiştirmek adına ilk adımı atacak kahramandır. Clarisse bir gün Montag’a “Eskiden itfaiyecilerin kitapları yakmadığı, yangınları söndürdüğünü biliyor muydun?” dedi, Montag şaşırdı ve ilk kez sorguladı. Ardından bir gün gizlice yakmaya gittiği kitaplardan birini aşırdı. Ancak bu hareketinin birtakım bedelleri olacaktır, karısı onu terk eder ve tüm hayatı alt üst olur.

Ancak Bradbury’nin değinmek istediği konu sadece sorgulayamamak ve özgürce düşünememek değildir. Eserde insanlar çok ciddi derecede televizyona bağımlıdırlar. Sabah uyanır kahvaltı yaparlar ve tüm gün televizyon izlerler yani “akrabalarıyla” vakit geçirirler! Tıpkı günümüzde sosyal medyaya bağımlı olduğumuz gibi, neticede onlar da bizim “akrabalarımız” değiller mi!

Ray Bradbury Fahrenheit 451’de, bireyin farkındalık kazandıktan sonra toplum içinde özgürce kabul görülme ve kendi gibi bilinç aydınlanmasına erişen insanlarla buluşabilme arzusunu, itfaiye eri Montag’ın eşi, iş arkadaşları, iktidar, medya manipülasyonu ve toplum perspektifinden başarılı bir şekilde ele almış ve bizleri O’nunla yürümeye davet etmiştir.

“Eski demir yolunu takip et Montag. Seni ait olduğun yere, kitap insanların olduğu gerçekliğe, bir amaç uğruna var olmaya götürecek.”

[Eleştiri Haber, Ağustos 2019]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.