Bünyamin Durali’nin ‘Sana Bakmak’ Şiiri Nasıl Bir Şiir?

0
339
Sizi Okuyan Biri Var | Dergilerde | Kadir Korkut

ŞİİR DEĞİNCE / ALİ CELEP

‘Oğlum benim fesbuk sayfam olmayacak mı?’

‘Olmayacak.’

‘Oğlum ya tıvitır tepesinde bir mevzim, olmayacak mı?’

‘Olmayacak’

‘Ne olacak oğlum?’

‘Otur oturduğun yerde baba, ormana gidip odun getirelim’*

*(Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesine bağlı Kızılcakaya köyü Tilhan mahallesindeki orman yolunda dört yaşındaki oğlum Asil Ahmet’le yaptığımız karşılıklı konuşmadan.)

Poetikhaber sitesinde üç yıl oluyor, aralıklarla da olsa şiir üzerine eleştiri metinleri yazıyorum. Sanırım yirmi beş yazım yayımlanmış. ‘Şiir Deyince’ başlıklı bu yazıların Kertenkele dergisindeki yazılarla birlikte düşünüldüğünde epey bir yekün tuttuğu söylenebilir. Yetmiş şairin şiiri üzerine belki dört yüz sayfalık bir eleştirel toplam oluşmuştur. Bunu yüze tamamlamak niyetindeyim. Sonrası Allah kerim. Geçen üç yıllık süreçte şu gerçeği anlamam iyi oldu: İnternet alemi şiir eleştirisi bağlamında ciddi yazıları pek kaldırmıyor. Eleştiri ‘tık’ okurlara biraz fazla geliyor demek istiyorum. Ciddi bir ortam değil internet alanı, kabul etmek gerekir. Bu genel anlamda kabul etmemiz gereken bir gerçek, hele ki şiir eleştirisi söz konusu olduğunda, konuşmaya bile gerek kalmıyor. Böyle. Hal böyle olunca, internetin doğasına uygun başka bir yazı davranışı geliştirmenin gerekli olduğu sonucuna vardım. İnternette yazılar ‘tık’lanıp geçildiğine göre, okunma süresinin kısa tutulması gerekir. Yani okurun ‘tık’layıp şöyle bir göz gezdirip tüketebileceği türden bir yazı formatı düşünülmesi gerekir. Bu formata uygun yazı tipinin ‘değini’ olabileceğini düşünüyorum, düşündüm. Bu demektir ki bundan böyle şiir eleştirileri değil de şiir ‘değinileri’ kaleme alacağım. Böyle olunca poetikhaber okurlarıyla, dahası genel internet okurlarıyla daha sık buluşma imkanı gerçekleşebilir. Elbet bu buluşmanın da ciddiyetten uzak olacağını kabul ediyorum. Ne yapalım, sanal alemin doğasında bu var, yapacak bir şey yok. Bakarsınız bu gerçek bize daha ciddi buluşmaların yolunu açar, bilemeyiz. Sanal alemin dışında demek istiyorum. Ben de bu şiir üzerine değinilerimin bu yolu açabileceği umuduyla yazacağım. Bundan böyle her hafta ‘ŞİİR DEĞİNCE’ başlığı altında, bir şiir değinisiyle karşınızda olacağım, diyelim vesselam.

ŞİİR DEĞİNCE-1

Bünyamin Durali’nin ‘Sana Bakmak’ adlı şiiri Bir Nokta dergisinin 169.sayısında (Şubat 2016) yayımlanmış. Üç kesimden oluşuyor. Birinci ve ikinci kesimler uyak düşürülmüş üçlüklerle yazılmış. Üçüncü bölüm de ikili uyakla bağlanmış. Böyle yaparak şiirine akıcılık kazandırmayı düşünmüş olmalı şair. Daha okunur olma kaygısı da denebilir. Ne ki dünkü şiirden el alan şairlerimizin biçime ilişkin bir yanılgısını Bünyamin Durali’ye de hatırlatmakta yarar var: Eski tekniğin şiirde iş görebilmesi için en azından duyarlığın yeni olması şarttır. Duyarlığın tazelenmesi de en başta bayatlamış klişeleri terketmekle sağlanır. Bünyamin Durali daha birinci dizede ve devamında kullandığı ‘ne zaman sana baksam’ ibaresiyle klişeye teslim olarak başlıyor. Böyle olunca az önce sözünü ettiğim ses disiplini sağlama arzusu anlamını yitirmiş oluyor. Bu ‘ne zaman sana baksam’ ibaresi, şiirin ikinci kesiminin son üçlüğünden anlaşılıyor ki şairi mistik eşitlemeye götürmüş.

‘devrimler özetleyip durmuşsun

kimbilir kaç düşüncenin taçyaprağından

bakıyorum da dizelerine’

Mistik eşitleme iki yöne eğik düşünülmüş izlenimi uyandırıyor.1 Şair gerçekten başka bir şairin dizelerine bakarak bir saptama yapıyor olabilir 2 ve yahut şair kendi dizelerine dışardan bakarak konumunu belirlemeye yönelik bir saptama yapıyor olabilir. Her iki durumda saptamanın duygusal niteliği değişmiyor. Bir duygusal izlenim şiiri ‘sana bakmak’. Nihayet bu izlenimin kazanılmasında şairin içinde bulunduğu ‘mutsuzluk’ ve ‘yalnızlık’ halinin etkisi şüphe götürmez.

Bir de şu var onun şiirinde: içeriğin dile gelmesinde sözcük ekonomisi pek gözetilmemiş. Yukarıdaki alıntı üzerinden örneklemeye çalışayım:

‘devrimler özetleyip durmuşsun

kimbilir kaç düşüncenin taçyaprağından

bakıyorum da dizelerine’

Bu dizelerdeki fazlalıkları çıkararak şöyle düzenleme yapıyorum:

‘devrimler özetleyip durmuş

taçyaprağından düşüncelerin

bakınca dizelerine’

‘suyunu bölüşmüşsün ve ekmeğini

inancının ne kadar varsa bileşenini

‘kara-kamunun dışladığı herkesle’

Bu kesimi de şöyle düzenliyorum:

‘bölüşmüş ekmeğini suyunu

inancını, kara-kamunun dışladığı

herkesle’

kesimin bu yeni hali hem şiiri statiklikten kurtarıp bir söyleyiş dinamizmi yaratıyor, hem de yukarıda bahsettiğim iki yöne eğik eşitlemeye bir varlık kazandırıyor.

Biçimde ve içerikte keserek, kırparak, birleştirip ekleyerek şiire yön verme konusunda Behçet Necatigil’den iyisi yok şiirimizde. Bünyamin Durali eğer Sezai Karakoç’un ilk dönem şiirlerinden boy vermeyi sürdürecekse, en azından Necatigil’in bu tekniğiyle bir süre yol alabilir. Benim şimdilik ona önerim, kendi duygularına mesafe koyarak bir de böyle şiir yazmaya yönelmesidir. Doğrusu Bünyamin Durali’de bu yönelişin izlerinin görülebildiği bir yetenek sezmiyor değilim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here