Bir Öykü: Umuda Açılan Kapı | Nur Sultan Turhan Yazdı…

0
64

UMUDA AÇILAN KAPI

NUR SULTAN TURHAN 

Gülsüm, küçük bir kasabada ikamet ediyordu.  Ailesiyle mutlu ve huzurluydu. Okulu bitireli altı ay kadar olmuştu. Çocukluktaki hayali anaokulu öğretmeni olmaktı. Çok istediği anaokulu öğretmenliğini nihayet bitirmişti. Mesleğine ilgi duyması da çocukları çok sevmesinden kaynaklanıyordu. Umuda açılan kapıydı çocuk onun için, hayalleri vardı. Gülsüm de umudunu gökyüzünde rengârenk uçurduğu uçurtmaya bağladı, umudu kanat çırptı gökyüzünde, hayalini gerçekleştirdi.

Sabahın ilk ışıklarıyla uyandı. Gülsüm ateşler içinde yanıyordu, yine güne kâbuslarla uyandı.  Hava soğuktu, ayaz çıkmıştı. Uyandığında gördüğü rüyanın etkisindeydi. Vücudu tir tir titriyordu, korkmuştu, rengi bembeyaz olmuştu. Üşüdüğünü fark etti, buz gibi olmuş, su gibi terlemişti. Yatağından kalkıp diğer odaya geçmeye tereddüt ediyordu. İçinde korku vardı.

Bir kaç haftadır rahatsızdı, iştahı da yoktu. Yaşadığı üzüntüler, sıkıntılar, stres hayatın içinde birikmişti.  Hani kabı fazla doldurursunuz almaz, dışına taşar, kap almaz suyu. Doluya koyarsınız almaz, boşa koyuyorum dolmaz misali.  Dert, keder deyip geçmemek gerek, yara gider iz kalır. İşte küçük kızın kalbinde de derin yaralar açan üzüntüler var. Yaşamak isteyip de yaşayamadıkları var küçük dünyasında. Ah dünya! Hapsediyorsun ruhları bedenlere, zehir ediyorsun hayatı insanlara. Aldatıcı ve fanisin dünya. İmtihan dünyası, gül bile kırmızılığıyla cezbeder insanı. Katmer katmer açılır, lakin gülün dikenleri var. Gül de dikensiz olmuyor.

Toz boran içinde bir kardelen çiçeği olur, göze görülür. Bir hazine gömüş gibi şaşırır insan. Rüyalar da saçın her telinde örülü bir zincir gibi umut olur bazen su serper yüreklere. Umutlar hazinedir tükenmez. Gülümsersin, kederlerini unutmaya çalışırsın. Mekân zamana zarf olmaz, adı üstünde rüya, dünyayı dolaşırsın.

Zaman su gibi akıp gidiyordu. Gülsüm içine kapanmıştı. Rahatsızlığın şiddeti günden güne artıyordu. Düşünceliydi küçük kız, iştahsız olduğu için, feri, dermanı, gücü azalıyordu. Sürekli halsiz düşüyordu. Kendi kendine dedi ki: ’Bu böyle gitmez her şey yemeden, içmeden ibaret değil ya Gülsüm namazımı kılayım yatayım, bunda da var bir hayır, hastalığı veren Rabbim şifasını da verir inşallah. Gün doğmadan neler doğar‘ dedi. Gülsüm çoktan uyumuştu, annesi kızının uyuyakaldığını odaya girince fark etti. Gecenin bir yarısı gördüğü rüyanın etkisiyle uyanmıştı, çok kokmuştu. Soğuk soğuk terlemişti. Etrafına baktı, gün hala ışımamış sabah olmamıştı. Saat gecenin üçüydü. Feleğin çemberinden geçmişti elbet. Zor bir sınavdan geçiyordu. Bir zaman korkuyla titredi, sonra kendine geldi ; ‘oh be gerçek değilmiş, sadece rüyaymış’ dedi. Yatağına yattığında üşüdüğünü fark etmişti, aradan zaman geçince geri uyuyakaldı. Hafta sonuydu. Gülsüm kız kardeşinin çağırmasıyla uykudan irkilerek uyandı. Gördüğü kâbusun etkisi üzerindeydi. Yüzü solgundu. Sevindirici olan bir gerçek vardı, gördüğü rüyanın gerçek olmamasıydı.  Aradan zaman geçti, hep birlikte ailecek kahvaltı yaptılar.

(Eleştiri Haber, Mart, 2019)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here