Bir Ağacın Bir Büyük Gölgesinde Bir Şairin İniltileri

0
485
Bir Büyük Gölgesinde Bir Şairin İniltileri

BİR AĞACIN BİR BÜYÜK GÖLGESİNDE

BİR ŞAİRİN İNİLTİLERİ

Ali Asker Barut

Bir ağacın bir büyük gölgesi içinde kapadım gözlerimi ve gölgesi altında büyük hayırlar işlenen büyük bir gökyüzü altına geldim.

Bir ağacın bir büyük gölgesi içinde kapadım gözlerimi:

“Kalpı gitmiş pak olmuş gümüşlenmiş” bir gönül ile gülen bir derviş gördüm.

Bir ağacın bir büyük gölgesi içinde kapadığım gözlerimi bir daha kapadım:

Bir rüyada bir dost bahçesinde  o dost bahçesinin bülbülleri cümle şairler arasındaydım ve bir Turaç kuşuydu arada Yunus.

Açtım gözlerimi.

Aldım elime Anadolu halkının o temiz gönül kitabını. Açtım Anadolu’nun o kinsiz o kibirsiz gönül kitabı Yunusu.

Dili anasütü gibi temiz, anasütü gibi hilesiz Yunus, Kuran’ın Türkçeye çevrilmiş en temiz mealidir, İslamın en Anadolucası.

Ne görülür bu gönül kitabında: Bir kapıya kırk yıl doğru odun taşıdı bir çile çırağı

Ne okunur o gönül kitabında: Çiğ idik, piştik Elhamdülillah diyen bir hak yolu Muhammed, Ali yolu dervişi

Ne görülür bu gönül kitabında: Anadolunun ruh temizliği

Ne okunur bu gönül kitabında: Aşkın imam, gönülün cemaat olduğu

Ne görülür bu gönül kitabında: Anadolunun inançlardan süzüle süzüle gelmiş inanç güzelliği

Ne okunur bu gönül kitabında:  Gelmişlerin geçtiğini konanların göçtüğünü ve binyıllar içinde nice gelmiş toprakta yüzbin Peygamberler yattığını

Ne görülür bu gönül kitabında: Sultanlar, zalimler,  onların estirdiği zulüm rüzgârı ile yanan yıkılan evler, onların salladığı zulüm kılıcı ile buğdaylar gibi yere serilen yiğitler nice evladlar

Ne okunur bu gönül kitabında: Bir gönül yıkmak bir kabe yıkmak ile aynıdır.

Ne okunur bu gönül kitabında: Binyıllardır bu gökkubbede dinmemiş yankılanan  “Usanmaz bir ozanın”  iniltileri…

Dolap niçün inilersin
Derdim vardır inilerim
Ben Mevla’ya aşık oldum
Anın için inilerim

Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş Çalap
Derdim vardır inilerim

Beni bir dağda buldular
Kolum kanadım yoldular
Dolaba layık gördüler
Derdim vardır inilerim

Ben bir dağın ağacıyım
Ne tatlıyım ne acıyım
Ben Mevlaya duacıyım
Derdim vardır inilerim

Dağdan kestiler hezenim
Bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozanım
Derdim vardır inilerim

Dülgerler beni yondu
Her azam yerine kondu
Bu iniltim Haktan geldi
Derdim vardır inilerim

Suyum alçaktan çekerim
Dönüp yükseğe dökerim
Görün ben neler çekerim
Derdim vardır inilerim

Yunus bunda gelen gülmez
Kişi muradına ermez
Bu fanide kimse kalmaz
Derdim vardır inilerim

Sevgi sırrını susarak birbirlerine mırıldanan “Hep külahlar giymiş bir bölük halkın” misafiri olur Yunus. Büyük bir muhabbet gösteren Mevlana, Yunusdan dergahta kalmasını ister, ve

– Hem de size yazdığımız 6 ciltlik Mesneviyi okurduk, der.

Yunusun cevabı şu olur Mevlana’ya:

-Ne kadar uzun yazmışsınız ! Çok emek ve gayret sarfetmişsiniz. Bize kalsaydı aynen şunu söylerdik ;

”Ete Kemiğe Büründüm,Yunus Diye Göründüm ”

“Az söz erin yüküdür.” Sözüm şu cümle şair dostlara:

Biliriz ya der ya Yunus, “Dolap niçin inilersin/Derdim vardır inilerim” Bir derdimiz yoksa şiirimiz de olmaz. Yani halk da der ya üstüne “Derd adamı söyletir” Evet, derd şairi söyletir. Karnında sözü karnında yanan bir parça közü olmalı şairin. Keyfi yerinde, işi tıkırında, düzeni tamam kimse şair olsa ne gam!

Biri adına bir grup adına değil bir bütün Türkiye bir bütün insan adına bir genel vicdan olma dersi için Yunusa dönmeli Yunusa bakmalı.

Kirlenmiş, kibir ile zehirlenmiş gönlümüz için en çok da.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here