Barış Kavas ilk öyküsünü Eleştiri Haber’de yayınlıyor!

0
865
Barış Kavas

BARIŞ KAVAS

SEVGİLİM HİÇ OLMADI BENİM NAZAN HANIM

Bu odadan son kez çıkarken,terapilerimiz sona erdiğinde her şeyi bu odada bırakıp özgürlüğe koşacağım. Öyle yoruldum, öyle yoruldum ki Nazan hanım. Gençliğim bu hastalığın yangınında kül oldu. Benim yaşıtlarım partiler yaparken, neşe içinde içerlerken, discolarda kop kop yaparlarken, ben ateşler içinde yandım. Göğsümün üstünde hep bir ağırlık vardı,kafamda sürekli bir ağrı. Neden Nazan hanım neden ben de onlardan biri olmadım? Kaygısız bir tek saniyem yok kendimi bildim bileli. Ben bu ağır belirtileri hak edecek ne yaptım? Dünya benim için neden bu kadar karanlık? Şöyle rahat,tam anlamıyla rahat günlerim olmayacak mı benim?

Tüm arkadaşlarım evlendi. Benim hiç kız arkadaşım olmadı. Niye hep reddedildim? Hep sevdim. Çok sevdim ama hiç sevilmedim, neden? Sıcacık öpüşlerle mutluluğun tadını almak vardı oysa. Yalnız uyandığım sabahları hiç sevemedim. Yanımda bir kız olsaydı. Yancağızımda bir sevgilim olsaydı ah ne iyi olurdu. Benim neyim eksik Nazan hanım, söyleyin neyim eksik?

Demek ki bazı insanların da derdi buymuş. Çoğunluk kaygısızken, tüm kaygı yükünü birkaç yürek çekmeliymiş. Bazen tamam diyorum artık sonsuza kadar mutlu olacağım. Ama kadim anksiyetem ben buradayım diyor, otomatik düşünceler hükmünü icra ediyor. Klavyenin başına oturduğumda yazamıyorum her şeyi… Günlerimi,yıllarımı çalan bu buhranı tam anlamıyla yansıtamıyorum. Oysa sayfalar dolu yazabilmeliyim, sınıf arkadaşlarım mezuniyet gecesi düzenlerken beni bir parkın bankında endişeler içinde bırakan o büyük hüznü yazabilmeliyim. Üst katta,bir alt sınıfımdaki yavşak her gece kız atarken eve, ben anksiyete atakları içinde ölüp ölüp diriliyordum. Millet toplanıp fenerin çeyrek finalini izlerken ben sıkıntılar içinde bunalıyordum. Milli takım yarı final oynarken 2008’de, ben Bakırköy’de hastane odasında ilaçların etkisiyle uyuyordum. Keşke her şeyi yazabilsem…

Şimdi bu size yazdıklarımı biri okusa ergen zırvaları der belki. Doğu batı sorunsalı kadar afili değil çünkü çektiklerimiz. Ama nice hayat bu buhranlarla çürüyor. Sevip de sevilmemek entelektüel bir sorundur oysa. Kpssye hazırlanan, sınava kalan günleri, hatta saniyeleri sayan bir gencin çektikleri az şey değildir. Bohemliği de kutsuyor değilim bu arada Nazan hanım. Benim en güzel anlarım derste olduğum anlardır. Dersimi bitirdikten sonra neşe içinde eve dönüşümdür en büyük mutluluğum. Benim çektiklerimi hiç kimse çekmesin. Tüm dileğim bu.

Ama işte o anlattığım dersler bile kimsenin umrunda değil. Sanki işsizmişim gibi davranıyor herkes bana. Oysa öğrencilerim çok seviyor beni. Onlar ben ücretli miyim kadrolu muyum diye sorgulamıyor. Ama bakkal İsmail sorguluyor işte. Yan komşu Fatma teyze sorguluyor.

Başkaları bizi neden bu kadar etkiliyor diyeceksiniz şimdi biliyorum. Ama başkalarından gelen saldırılara karşı bir zırhım yok ki benim. Bir zırhım yok işte. Bir sevgilim yok yani . Of of of… Yine başa döndünüz Salih bey diyeceksiniz şimdi de. Ben de istemiyorum bu döngünün içinde savrulup durmayı ama ne yapayım. Sevgilim yok işte… Sevgilim hiç olmadı benim Nazan hanım…

Barış Kavas Kimdir?

1984 Bandırma doğumlu. Liseyi Edremit’te okudu. Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik bölümü mezunu. Sinema ile tutkulu bir biçimde ilgileniyor. Ali Murat Güven’in Yeni Şafak’taki “Acilen Kısa Film Akıncıları Arıyorum” çağrısına uyarak “Muhkem Maksimum” adlı ilk kısa filmini çekti. Sinema ve Müzik üzerine yazılar yazıyor, okuduğu felsefi-teolojik-varoluşçu kitaplar üzerine değerlendirme metinleri, ruhunun sancısına merhem olacak şiirler, hikâyeler kaleme alıyor. Poetik Haber’de 2010-2017 arası sinema-müzik yazılarıyla yer aldı. Öğretmenlik yapıyor. Vuslatın sinemasını çekmek için sabırsızlanıyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here