Babasızlığın 5 Yılı…| Mustafa Nurullah Celep | Hayatın İçinden

0
672

BABASIZLIĞIN 5 YILI

Mustafa Nurullah Celep

4 Nisan 2007. Akrabalarımın arasına ‘keder’i de kattım, 5 yıl kedere akraba kıldım ömrümü. Merhum babamın Ahirete irtihalinin 5.yılı ve ben kederle olan akrabalığımın kader bağını çözmekle iştigal ediyorum. Meşguliyetim her doğan boşluğa sonuçsuz bir düğüm atmakla daha kederli bir hal alıyor. Halimin tercümanı yok, kelimelere inanmıyorum. Kelimelere ölüm gerçeğini betimleme görevi veremem, takatsizdir ölüm gerçeğini ifade etmede kelimeler. Gücü yoktur kelimenin ölümü anlamakta. Her kelime aklın yol göstericiliğine muhtaç. Akıl ve zekâ olmasaydı kelimeleri sadece birer göstergeler olarak tanıyacaktık, gösterenden ve gönderenden yoksun işaretler olarak. Kelimelere anlamını veren ruhtur oysa, bir ruhun kelimeleri olarak okuruz, dünyayı, hayatı, nesneleri. Zekâ ruhtan besinini almamışsa kelimeler sadece kemik yığınından, bir iskeletten farksız olacaktır.

Babasızlığın 5 yılını iskeletlere ruh vermeye çalışarak geçirdim. Tamtakır kelimeler ortasında her kelimeye bir ruh kazandırmaya çalışarak geçti 5 yılım. Babam bir ruhun içinden geçerek konuştu hep, çünkü ruhu Kur’an’dan ibaretti, Kur’an’ın ruhunu konuştu bir ömür. Sözlerinde bir canlılık var idiyse Kur’an’ın dinamizmini taşımasındandı. Biz yeni nesil, iskeletlerle iştigal ediyoruz, kelime bataklığında. Kelimelerimiz fazlasıyla dünya kokuyor. Ayetlerin yoğun anlamını kelimelerimizde bulamazsınız. Dünyanın meşgalesi kelimelerimize sirayet etmiş. 7’den 70’e böyle. Dünyanın fenalığı yer etmiş kelimelerimizde. Babamın mahdumları olarak bir farkımız var, bu yazı biraz da bunun için yazıldı. Dünyanın fenalığının, fani oluşunun farkındayız. Bu yüzden Ali Celep Ağabeyim, oğlunun ismini Asil Ahmet koyacaktır. Yahya Celep Ağabeyim, Peygamber kızının ismini koyacaktır kızına: Zeynep Canseza! O ruh yaşıyor yani, aramızda. Asaletiyle, soyluluğuyla, soluğuyla yaşıyor! Benim arayışım, kederle olan akrabalığımı kadere teyelleyerek kelimeler ormanında yol almaktan ibaret.

Şiirle uğraşıyorsam bir sebebi var. Dünyanın fenalığına fenalıkla cevap vermektir, benim gözümde şiir. Şiir yazarak dünyanın fani oluşunu kör gözlerin ortasına seriyorum. Serimler hayatın canlılığını şiirim. Dünyaya sokularak çünkü fenalığına maruz kaldı ruhum. Dünya ile yaralandım. Kelimelerin şiddeti, maruz kalınan yaralanma, yara alma ile doğru orantılıdr. Dünyanın yaralarından doğru yar’e gidilmez. Ayhan Kurt, bir şiirinde ‘İskeleti olmayan ruha yanlış yerden yanaştım’ der, o asil ruhu doğru kavramak için ilm-i hâl okuyuşum bu yüzden. İlm-i hâl okuyarak babamın hâllerini, saf ve çıkarsız tabiatını kavramaya çalışıyorum. Bir ömür Kur’an’a aşina geçen Babamın hayatı yanında benim yaşadığım hayatın hükmü nedir? İşte edebiyatın bittiği, tecrübenin başladığı yer burası. Yaşayacaksın yani, edebiyat parçalamayacaksın, tecrübeyle ilkelere sabit kalacaksın. Okuyarak, düşünerek, hâllenerek. Dünya, uğranılıp geçilen bir kıyı kasabasından ibaret. Sen denize bak, denize yani büyük ruhlara, Babamın bir ömür muhafaza ettiklerine, Kur’an ve Sünnet’in coşkun ırmaklarına. Kulak ver denizlerin çağıltısına.

[Poetik Haber, 2012]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here