Ali Celep, Bünyamin Gürel’in “Ayrılık Çeşmesi İstasyonu” Şiiri Üzerine Yazdı

0
1271
Şair-Oyun Yazarı Bünyamin Gürel

ŞİİR DEYİNCE – 32 / ALİ CELEP

[‘Ayrılık Çeşmesi İstasyonu’]

‘Sirkeci’de inecektik

hızla çıkacaktık Cağaloğlu yokuşunu

alnımızda aşk emeği terimiz

el ele

nefes nefese

yağmur için dua edecektik güvercinlerle’

Bünyamin Gürel’in bir şiirini ‘Ayrılık Çeşmesi İstasyonu’nu konuşalım bugün.

Şiirde duyguyu başat anlatım aracı olarak işleyen bir şair Bünyamin Gürel.

Bu bağlam onu şiir medeniyetimizin omurgası olan lirik planda konuşturur.

Onu bu düzlemde konuşturan temel duygu aşktır.

Aşk giderek onun konuşma gerekçesi olmuştur.

Ayrılık Çeşmesi İstasyonu’nda olduğu gibi.

Aşk, kalbin kaynağı olarak konuşmasıyla, mutlak bir duygu düzeni vaat etmez onun şiirinde. Ve bu gerçek onun aşk konuşmasının ayırt edici vasfıdır.

Tem her ne kadar aşk olsa da bu şiir mutlak anlamda bir aşk şiiri değildir.

Gürel birçok öğeyi birbirine katıştırarak bir duyguya ulaşmaya çalışan, bir sonuca ulaşamayacağını bildiği halde yolu aşkla yürümeye inat eden bir psikolojiyi zorluyor.

Bu yüzden bir aşk şiiri değil, aşk dolayımında oluşan bir tür auranın, belki bir psikolojik atmosfer yaratmanın şiiri, o duygunun melanjını veren bir şiir olarak okunsa yeridir.

Böylece onun şiirinde bir neden veya bir sonuç olarak değil, olması gereken bir gerçeklik perspektifi bağlamında aşk duygusu yürürlüktedir.

Şairi ve şiiri konuşturan harekete geçiren bir enerji olarak diyeceğim.

Tem klasik, genel ve mükemmel olunca, onu ele alacak dilin en azından teknik olarak mükemmele yakın bir işleyişi olmasını beklemek, bu yolda (geleneksel ve modern şiir havuzunda) birçok güzel örneklerin var bulunduğu bilindiğine göre, okurun hakkı olsa gerek.

Şu halde hem okuru sıkmayan hem de fazlalıklardan arındırılmış mümkünse eksikliği göze batmayan bir anlatım tarzı, giderek yeni bir şiir grameri getirme yolunda işaretler taşıyan bir özel anlatıma kök salmak da şairin derdi olsa gerek.

Bünyamin Gürel klişe ifadelerini bir yana bırakırsak, rahat anlatım biçimiyle, konuşma dilini önceleyen tavrıyla, şiirinde kurduğu yapıyla, velhasıl eldeki malzemeyle potansiyel olarak ana gövdeye eklenebilecek, sağlam bir örneklik getirecek gibi görünüyor.

Fakat bunun için de en azından evvela şiirindeki ‘gibi’ ‘sevgilim’ ‘kavuşmak’ ‘ayrılık’ vs.. gibi bir çok kelimeyi, bu ve benzeri ifade biçimlerini ayıklamak zorunda Gürel.

Bu biçim ibareler şiirde konuşan personanın karakterini güçsüz kılar da o nedenle söylüyorum bunları.

Bir de daha az kelime kullanarak aynı sonuca ulaşmayı öncelemesi bakımından, pratik sebeplerle, kalabalık söze pirim vermeden konuşabilir.

Ayrılık Çeşmesi İstasyonu’ndaki bazı dize kuruluşları, şairin İkinci Yeni atmosferinden nefes aldığını gösteriyor. Özellikle Cemal Süreya’nın ‘Üvercinka’ şiirinde geçen şu dizeyle bir karşılaştırma yapınca:

‘Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız

Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun’  (üvercinka)

‘Karaköy’den dünyaya açılan bir vapura binelim’ (ayrılık çeşmesi istasyonu)

Kişileştirme, benzeştirme ve idealizasyon tekniği bakımından ise Sezai Karakoç’un Monna Rosa şiirinden el almış Gürel.

Bu etkilenmeleri doğal buluyorum. Bugün hangi şair İkinci Yeni müktesebatından etki almadığını söyleyebilir.

Doğru ve yerinde şiir davranışı odur ki, etkilenme boyu, şiirin kendine mahsus yaşamını gölgeleyecek uzunlukta olmasın.

Gürel’in şiirinde, kişisel yaşantı temelinde gelişen duyarlık, günümüzde nesnel karşılığı olan ilişkiler üzerinden ele alınıyor.

Duyarlığı ören bazı sözcüklere bakalım: metro, Marmaray treni, Yerebatan Sarnıcı, vapur, Üsküdar, Cağaloğlu Yokuşu, Sirkeci, Kız Kulesi…vs .

İç dünyada kaynayan arzuyla harekete geçen gövdenin sadece kendine yönelik bir refleks geliştirmediğini, dış dünyayı temsil eden şeylerle birlikte işlerlik kazandırılan gerçeklikle duyguların yapılandırıldığını göstermesi bakımından önemlidir.

Duyarlılığın gelenekle güçlendirilmesi de aşka dair şairin kurduğu psikolojik şantiyeyi tamamlamış görünüyor:

‘sisler ve dumanlar arasından

efsaneler, masallar, destanlar arasından

görünsün Galip Dede

ve hatrı için Hüsn ile Aşk’ın

bir seferliğine de olsa felek

zamanın töresini bozsun’

Şiirde Bünyamin Gürel’in kat ettiği mekanları kimi zaman kafa kemiğimi eriten düşüncelerle, bazen de yürekte depreşen ince duygular eşliğinde yüzlerce kez hem de aynen ve sırasıyla adımlamış biri olarak, yıllar sonra eleştirel bir metin yazıp da yeniden canlandırmak ise bu satırların sahibine yazgımın bir cilvesi olsun

Demek halktan kopuk olmayan çocukların kederi de, kaderi de, kesesi de ayrı olmazmış diyelim vesselam.

{Eleştiri Haber, 14.05.2018}

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here