Ahmet Haşim | Mecmualar | İktibas

0
158
Büyük Şair Ahmet Haşim

AHMET HAŞİM

MECMUALAR

Gazete idarehanesinde biriken edebi mecmuaların yapraklarını karıştırıyorum. Bunlar içinde saldîdeleri, gençleri ve henüz yeni intişara başlamış olanları var. Fakat kapları çevrilerek içindekilere göz atınca, derhal aralarındaki yaş farkları siliniyor ve hepsi de insana, yeknesak bir buruşuk çehreyle bakıyor: Aynı şeyleri aynı tarzda söylemek için bu kadar nesillerin birbiri arkasından gelmesine ne lüzum vardı?

Bu mecmuaların sahifelerini açan kari sanki yanlışlıkla virane bir bodrumun kapısını aralamış gibidir: Burun, keskin bir taaffün(1) kokusuyla karışıyor ve kulak, güya yer altına bir ölüyü gömmek ve ağlamak için toplanmış garip bir cemaatin iniltisi haşyetiyle dikiliyor. Bu keskin koku hangi leşten geliyor? Şiirden! Bu baykuş feryadını duyuranlar kim? Şairler! Her devrin şairleri!

Bilmem bu muammayı nasıl halletmeli? Bizde manzum sözle konuşanlar içinde hiçbir genç ve sıhhatli insan yok mudur? Bunların hepsi de yaşlı, hasta, verem, sıracalı, kambur, kör ve topal mıdır ki, sesleri yalnız ahu enin perdesinden yükseliyor. Maşukaları onları kovuyor, nişanlıları bırakıyor ve su, gece ve mehtap kendilerini mütemadiyen ölüme çağırıyor?

Şiir bu tarzda bir inilti olmakta devam ettikçe ‘‘şair’’ kelimesi, müthiş bir hastalığın ismi gibi, sıhhatli insanları elbette haşyet ve istikrahla titretecektir.

 

  1. Taaffün: Bozulma, çürüme, kokuşma, küflenme.

 

(İkdam, nu. 11125, 12 Nisan 1928)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here