Acemi Kalemler Dergisi 10. Sayısı İle Çok Konuşulacak

0
276

Acemi Kalemler Dergisi 10. Sayısı İle Çok Konuşulacak

Yerimizin Acemisiyizkapak yazısı ile okuyucusuyla buluşan Acemi Kalemler Dergisi, nice vatan evladının bu topraklarda Türkçenin ilelebet yaşaması için can verdiğinin üzerinde duruyor ve  “Artık edebiyat acının ve üzüntünün yerine yeni bir çağı muştulayan dili haykırmalıdır. Dünya Türkçenin güzelliklerini fark etmelidir. Dünyanın en eski yazı dilinden biri olan Türkçe bizim bayrağımız.” satırlarına yer veriyor.

Bu sayının kapağında M. Kutay Kuzay imzası taşıyan “Elif Şafak – Havva’nın Üç Kızı 2015 Sinemalarda” yazısı, Havva’nın Üç Kızı kitabının bir bölümünün “Paris Kadını” adlı filmin birebir aynısı olduğu üzerinde duruyor ve yapılan intihale dikkatleri çekerek “Dünya çapında şöhrete sahip olmak sizin yazdıklarınızın hep iyi ve güzel olacağı anlamını çıkarmaz. Umarım böylesine bir uyarı Elif Şafak için yerinde ve zamanında yapılmış bir uyarıdır.” diyor. Kitapta bir yazarın yapmaması gereken teknik hataların da bulunduğunu söyleyen Kutay bu hataları bir sonraki sayıda ele alacağını belirtiyor.

Mustafa Yılmaz “Sınırlar Üzerine veya Tavşan Deliğinden İçeri” adlı denemesinde, eşyayla ve kavramlarla ancak etraflarına sınır çizerek ünsiyet kurabilen insanın, her sınırladığı şeyde kendinden bir cüzü de saklı bıraktığını söylüyor.  Burhan Kale, “Şiire Doğru” yazısıyla şiir ve şair kavramlarını hem kendi diliyle hem de üstatların sözleriyle tanımlarken şiirde his ve fikir olmadan şiir olmayacağının üzerinde duruyor ve Türk Edebiyatındaki önemli şairlere ait şiir seçkisiyle şiirin nasıl olması gerektiği üzerine örnekler veriyor. Melike Alpaslan ise bu sayıda José Saramago’nun dünyaca ünlü  “Körlük” kitabını hem yazım tekniği hem de toplumsal değerler bağlamında ele alıyor.

Mustafa Yılmaz “Mors” şiirinde “kurtar beni canavarlardan / demeyeyim ki şık olmaz” ile başlayan bir iç dökme ile karşımızda. “Arınma” şiirinde Şeyma Temizsoy “toz duman edemediğin yaşamak” ile olan meselesini yalnızlıkla başlatıp yalnızlıkla bitiriyor. Bu sayıda Selim Tunçbilek “Srebrenitza” şiiri ile bir Temmuz acısını daha hatırlatırken, “Kimsesiz” şiiri ile Kurtuluş Çelebi kimsesizlerin dili oluyor.

Melike Çelik “Çiçek Sürgünü” öyküsü ile bir çiçekçi kadın üzerinden vefa duygusunu sorguluyor. Derginin daimi öykücülerinden Fatma Dağlı ise “Ben Narin” adlı öyküsünde bir kedinin gözünden hayata dair umudun tükendiği noktada yeni filizlerin açtığı ve hayat sarmalının hiç beklenmedik bir anda başa döndüğü üzerinde duruyor.

Zehra Meral Konşuk “Susalım mı Biraz Belki Dinlenir Yenileniriz” adlı denemesinde günümüz insanının sürekli konuşup karşısındaki herkesin onu dinlemesini istediğinden dem vurarak susmanın bir erdem olduğunu ve dinlemenin insana daha çok değer kazandıracağını söylüyor. Kurtuluş Baştimar  “Yüreğimdeki Hasretler”, Aslıhan Şafak ise “Geldin mi Yoksa” yazıları ile dergide ilk kez yer alan kalemlerden.

Acemi Kalemler edebiyatta gündem olmaya devam edecek konular ve ürünler ile sanatın ve düşüncenin merkezini belirlemede emin yolcuğuna devam ediyor. Dergi gelecek sayısında Elif Şafak’ın “Havva’nın Üç Kızı” romanındaki teknik sorunları ele alacağının bilgisini veriyor.

Cemil Koray Özgen, haber verdi…

[Eleştiri Haber]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here