Abdurrahman Adıyan’ın “Sündüs Döşeği” Adlı Şiir Kitabı Üzerine Yazdık | Mustafa Nurullah Celep

0
83

Mustafa Nurullah Celep

ABDURRAHMAN ADIYAN’IN “SÜNDÜS DÖŞEĞİ” ADLI ŞİİR KİTABINA DAİR KISA KISA NOTLAR

1/

Sündüs Döşeği, Adıyan’ın ilk baskısı Mayıs 2012 tarihli 2. şiir kitabı. Lirik bir kumaşı var Adıyan’ın. Duyargaları Doğu coğrafyasına uzanmış duygu yüklü, duygu içre bir kumaş… Doğu’nun zulüm dolu kasvetli ikliminden epik unsurlar düşürmüş sayfalara şair. Yani Adıyan’ın “söz ülkesi” ve “şiir diyarı” Doğu merkezli.

2/

İlkeli bir şair Adıyan. Lirik ve zarif kumaşını her şiir kitabıyla lif lif örmede gösterdiği titizliğin, özenin yanında yüreğiyle de tutarlı.. Onda modern şairlerdeki akıl-duygu gerilimine rastlamıyoruz. Gönlü aklını/usunu besleyen bir şair Adıyan. Aynı cihette aklını da gönül besliyor, bu ana psikolojik yapıda karşılıklı duygusal-bilgisel bir iletişim var. Kalbindeki gel-gitler, modern insana özgü bir çelişkiler açmazından seslenmiyor okura. Lirik-duygulanımcı bir şiir ikliminde ince nüanslar ve inceliklerle med-cezirler yaşıyor. En doğal insanî durumlar, hâllerdir söz konusu olan:

“kalk ey ben!

Değerlerini kuşan

İlkesizlik seni

İlkelliğe götürmesin

Gülistanın çöle dönmesin.” (s.9)

3/

Özü gür bir şair Adıyan. Yüreğinden doğru yazıyor, yaşıyor. Yürek coğrafyasına kilit vurulmasından yana değildir. Bağlı olduğu coğrafyanın da özgürlüğün atmosferinde nefeslenmesini ister. (Siyasi iktidarın Doğu Politikalarına bakışı nedir Adıyan’ın, tam olarak bilemiyoruz ama yüreğin diliyle konuşan/yazan/söz söyleyen bir şair o. Bu konularda Adıyan’la uzun uzadıya söyleşmek gerekiyor.) Kalemine kelâmına “efendi” istemeyen bir yürekli şair olduğunu hemen belirtelim. Şiirden bir bölüm:

“kalemde de yürekte de

zincir olsun istemem

dil bahçesinin bülbülü kelâm olsun

kaleme efendi istemem.” (s.11)

4/

“medeniyet canavar doğurursa/ben bu oyunda yok’um” diyen mısralara baktığımızda epik şairlere özgü anti-konformist bir tavır içinde görüyoruz Adıyan’ı. Bir yorumla ifade edecek olursak; medeniyet, canavarını çoktan doğurdu, babasını katleden oğullar, kızını öldüren babalar çağındayız artık. Bu anlamda şairin, insanî olanın tarafında yer aldığını, örneğin “Beyaz Adam”a karşı sert ve aynı zamanda ironik-eleştirel bir tutum belirlediğini hemen ifade edelim. Şahsi görüşüm: Kitap içinde en çok “Beyaz Adam” şiirini beğendiğimi söylemeliyim. Neredeyse altını çizmediğim tek bir satırı dahi yok. Doğal, kendini okutan, mesajı açık ve doğrudan bir söyleyişe sahip bir şiir. Zulme karşı yazılmış ve medeniyet karşıtı bir şiir. (Bu şiirin uzunca bir çözümlemesinin yapılması gerekir, diye düşünüyorum. Akademisyen Servet Şengül Hocam, Neo-Epik Şiir açısından bu şiiri çözümlese ne kadar yerinde bir yazı yazmış olur. Beyaz Adam, Neo Epik tarzda yazılmamış ama içerik özellikleri itibariyle Epik bir okumaya tabi tutulabilir.)

Beyaz Adam şiiri, “lirik şairler de pekâlâ epik duyarlıklı şiirler yazabilir” dedirten bir şiir.

“hey beyaz adam!

afrika’nın despot misafiri

somali’nin yardım sefareti

yüzü beyaz içi kara adam

sevmedim seni hiç, hoş gelmedin.” (s.18)

(Afrika bahsinde, zulme duyarlılık ve dış dünya duyarlığı bağlamında Ali Celep’in Kertenkele Dergisinde son 2 yıldır yazdığı Afrika şiirleri de çözümlense, genel bir değerlendirmeye tabi tutulsa diyorum…)

5/

Adıyan bu kitabında ağırlıklı olarak şiirsel bakışını zulüm coğrafyasına, dış dünyaya odaklı hale getirmiş. Lirik bir şairin ‘dışarı’ya yönelik tarassut edici bakışının ve penceresinin olması dikkate değerdir. Kitaba adını veren şiirin yanında “Ademhan Destanı” da eserde belirleyici bir öneme sahip.

“suskunluk içli ve lirik bir ağıttı” (s.44)

Bu mısradan hareketle diyebiliriz ki Sündüs Döşeği, Doğu’nun suskunluklar, yoksunluklar, zulümler, acılar ve kıyımlarla dolu dünyasına içli ve lirik bir ağıt gibidir. Bir yürek yangınından okuyucuya ses verir, doğunun derin ve şiirli iklimlerine özgüdür.

6/

Bir eleştiri olarak yazılacaksa eğer; Adıyan’ın önceki ve sonraki şiir kitaplarını göz önünde bulunduğumuzda, Sündüs Döşeği’nde lirik şiire özgü konu tekrarlarına sık yer verildiğini ifade etmek durumundayız. Artık hüznü ve melankoliyi kendine özgü şiirsel biçimler ve deyiş farklarıyla dile kavuşturmak gerekiyor günümüzde. Bu anlamda kitapta harcıâlem duyuşların ve klişe temlerin sık sık yer bulduğunu güzelce ifade edelim. Adıyan’ın yeni şiir kitaplarında, bundan böyle, özge deyişlere daha sık yer vermesini, konu tekrarlarına düşmemesini önemle salık veririm. Var olan usta şair kimliğine yeni özellikler eklemeli Adıyan, yeni deyişler kazandırmalı ve farklı bir pencere açmalı diyorum. Biz de Adıyan’ı duygulanımları, sesi, edası, söyleyiş biçimleri ve içerik özellikleriyle farklı, değişik ve özge bir şair olarak okuyup görüp tanık olup iyice kanıksayalım.

Şairi içtenlikle selamlıyorum…

(Bu yazı yalnızca Eleştiri Haber’de yayınlanmaktadır.)

[Mart, 2019]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here