Abdulkadir Budak´ın ´Hesapta Olmayan´ Şiiri

0
169

ŞYYR DEYYNCE -16

 ALY CELEP

 

[2010] [‘Hesapta Olmayan’

Abdülkadir Budak,

Varlık]

 

‘Yki dar sokadın kesiştidi bir yerde

Göz göze geldik kibirle

Gündüz vakti bu karanlık

Mümkündür bu sırada

Demek üzereydik ki

Hesapta olmayan klakson sesi

Balkonun birinden boşaltılan kirli su

Yki büyük bakışın arasına girmez mi’

 

‘Hesapta Olmayan’ bir yönüyle yaşanmış, bir yönüyle düşünülmüş bir şiir. Yani hem gerçedi kurcalayan bir yapı getiriyor hem de kurmacaya dönük bir form sunuyor. Her iki durumda da duygu ve us birlikte çalışıyor. Şu var ki ele aldıdı konuyu ne bir ‘his’ meselesinin malzemesi yapıyor ne de bir ön düşüncenin sonucu olarak işliyor. Görünüşte soyut ve tekil bir ânı resmetmeye davranıyor ve fakat o ânı çevreleyen şartlar gerçek mekânda veriliyor. Ynsan kibirle iç dünyasında hesaplaşabilir diye biliyoruz ama şiirde bu hesaplaşma iki dar sokadın buluştudu bir yerde gerçekleşmek üzere veriliyor. Vuku bulmasını istedidi bir olayın gerçekleşmeme nedeninin dış faktörlere dayanması ise bize hayatımızın salt sürprizlere açık yönü oldudu yaygın kanısını kabullenmemiz gerektidini ima için olmasa gerektir. Bana kalırsa ve anlaşılan o ki bu davranış biçimi şairin hayata bakış açısı hakkında da bize bir bilgi verir. Kuşku yok ki kibir de boynunun kırılması gereken putlardan biridir insan için. Onunla mücadele ya da hesaplaşma daha çok iç engellere takılır. Şiirde ise hesaplaşmanın önündeki engellerin ‘balkondan boşaltılan kirli su’ ve ‘klakson sesi’ olarak verildidini görüyoruz. Kibrin bir tür büyüklenme bir başka tür olarak fıtratı alt üst eden ve insanın geldidi yeri ve dederini unutturan, kişiyi bulundudu gerçeklikten farklı ve öte düşünmeye sevk eden bir ‘küfür’ oldudunu biliyoruz. Beklenir ki şair onunla hesaplaşmasını onun (kibrin) hiç hoşlanmadıdı bir iç yöntemle (gönül aygıtıyla) yapsın. Ancak şiirin ilerleyen parçalarından anlıyoruz ki şairin kibir karşısındaki duruşu arka planda bir arınma istediyle destekleniyor. Kibir negatif bir yük ise şair bu yükü onunla yüzleşerek sırtından atmak istiyor. Böylece kibirsiz bir kişilik inşası gerçekleşebilir.

Bir bütün olarak şiirin süre giden fikrinden (enjambement) çıkardıdımız netice, her ne kadar şahsileştirilmiş bir yaşantı ânı olsa da şairin böyle somut ayrıntılardan evrensel düzlemde temsil dederi yüksek estetik bir form yaratabilecedini göstermesidir. Abdülkadir Budak nevi şahsına münhasır kılınarak özelleştirilmiş gerçeklidi Sezai Karakoç’un tabiriyle söylersek ‘estetik bir çirkinlik’ üzerinden resmetmeye davranıyor. Kibir, insanın kendi olmasına potansiyel bir engel teşkil ediyorsa, şair bu engeli, alternatif yorumlara prim vermeden ve hyperbolic söylemlere sapmadan ve kendi içine de kıvrılmadan aşma yolunu tercih ediyor. Bu öte yandan teknik badlamda imgeci kanaldan akan bir şiirin gereklerini başarılı bir biçimde yerine getirdidini de gösterir. Ama beri yandan da metnin havasına (mood) ve dodrudan konuşma tarzına bakılırsa şairin kibirle hesaplaşma istedinin duygusal bir davranışla sınırlı kaldıdını görüyoruz. Hesaplaşma istedi hesapta olmayan (fiziki-reel) bir olay dolayısıyla sakil kalmışsa, bu demektir ki şairin cesareti varoluşsal temellerden dedil de fiziki koşullardan kök alıyor. Böyle şiirlerde ironi biraz fazla abartıldıdında okura ‘mock heroic’ izlenimi verme riski vardır.

Bu noktada şairin şiirde kibirle karşılaşma ânını dondurarak resmetmek yerine, akıp giden süreçte etraflıca bir kazı çalışması yapmasında yarar vardır. Kibir gibi bir çok duygu ve düşüncenin arkeolojisini yaparak işlenen bir imge, bizi ‘retoridin mecazi büyümesi’ yoluyla salt haz veren bir şiire tutuklu kalma kolaylıdından vazgeçirebilir. Abdülkadir Budak böyle yapmış demiyorum fakat onda retoridi yeterli görmeye yatkın bir tutumun varlıdına dikkat çekmek istiyorum. Hakan Arslanbenzer’in işaret ettidi üzere zihnimizi biraz daha geliştirmesini umuyorum. Abdülkadir Budak 1980’lerden günümüze gelmiş, bunu başarmış iyi bir şair oldudunu kabul ettirmiş olduduna göre, beklentimiz de ona göre büyüyecektir elbet. Yyi şair biraz da okurun beklentilerini giderek büyüten şair dedil midir? ‘Hesapta Olmayan’ çünkü bizi buna kışkırtıyor. Onu şiirin son kesitiyle selamlayarak konuşmamı bitiriyorum: ‘Düello! Evet düello! Dar sokakta geniş kanlar aksındı Ykimizden birine fazlaydı hayat Ya o ya ben diyecektim ki Balkonun birinden boşaltılan kirli su Hesapta olmayan klakson sesi’ Kastamonu Çatalzeytin Kızılcakaya Köyü

Paylaş
Sonraki İçerikHEP BiR YOL HALi UZERE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here