91. SAYISINDA YOLCU: “PARASI OLMAYAN ÇOCUKLAR DA DÜDÜK ÇALABİLSİN!”

0
237

91. SAYISINDA YOLCU: “PARASI OLMAYAN ÇOCUKLAR DA DÜDÜK ÇALABİLSİN!”

KERVANDAKİLER:

*ömer idris akdin *mustafa karaosmanoğlu *hamza çelenk *müştehir karakaya *murat sayımlar *tayyip atmaca *faik öcal *mustafa uçurum *rıza kemal g. *zeynep turan *behçet gülenay *necati atilla soykan *banu özbek *ömer vural *gökhan akçiçek *sıddık akbayır *mehmet aycı *ahmet necip *mustafa everdi *akif dut *ismail delihasan *mehmet aktaş *bülent sönmez *şahin doğan *şevket hüner *mehmet salkım *gürhan gürses *hayrettin durmuş *osman sevim *suavi kemal yazgıç *enes talha coşgun

*Ömer İdris Akdin SEYİR DEFTERİ’nde yazdı:

“Açıkça şunu belirtmem gerekiyor. Evet çok sıkıntılı dönemler geçirdik. Dergimiz 28 Şubat saldırısına bir cevap olarak çıktı ve bu yürüyüşte bir çok badireler atlattı. Sonra ülkemize karşı yapılan gizli ya da açık bir çok saldırıya karşı net tavır aldı. Lakin son yıllarda yaşananlar kadar bir alt-üst oluş görmedik. İnandığımız ve dayandığımız değerler basit dünyalıklar uğruna öylesine ve pervasızca ve barbarca önce kullanılıp yıpratılıyor ki…”

*Selçuk Küpçük, MECMUANIN ORTA YERİ’nde AYDIN HIZ’ı konuşturdu:

“Neyi kaybettik biliyor musunuz? El-İdrisi’nin merakını, ilgisini, macera duygusunu, ilim yolculuğunu…”

*Murat Sayımlar, “Meydan Okumalar ve Yüzleşmeler” de değindi:

“Eğer meydan okumalara adamca karşı durulamazsa; Zillet, esaret, yeni yenilgiler, hakikatten uzaklaşmak, Hakkın bizden yüz çevirmesi ve yardımsız bırakması, bu hayatta ve din gününde ağır bedeller gelebilir. Tarih boyunca pek çok emanete sahip çıkamadık. Elde kalan emanetlerin sorumluluğunu iliklerimizde, kanımızda ve canımızda hissetmek deminde olmak zorundayız. Asıl olarak da, meydan okumalar karşısındaki olumsuz yüzleşmelere ve durumlara maruz kalmamızın gerçek nedenleri üzerinde çok düşünmek mecburiyetine sahip olmamızdır.”

*Banu Özbek “SİERANEVADA” filmini değerlendirdi:

““Form” der, Şeriati “Burada asalet kazanıyor. Yapılan formalitedir, şekildir, üstelik bir içerik zenginliği de yoktur. Form içeriğe yardım ediyor burada. İçeriği zenginleştiriyor. Başka bir yerde tören yapıp “O bizim kalbimizde” diyebilirlerdi ve kimse de onları yadırgamazdı. Ama hayır, bu sözler yeterli değildir. Zihinsel şeylerdir bunlar, hayale benzerler, çok geçmeden hatıradan silinip giderler.”

*Gökhan Akçiçek, Kemalettin Kamu portresi çizdi:

“Kemalettin Kamu’nun şiirleri arasına almadığı -evrakı metrukesinde çıkmamıştır- ve kendi imzası ile yayınlamadığı bir şiiri daha var. İşte anılan bu şiir ile Kamu, İstiklal Marşı yarışmasına katılmış. Belgesi yeni ortaya çıktığı için, Kamu hakkında yazılan dört kitapta da bu ayrıntı maalesef yok.”

*Sıddık Akbayır, Hangi Cem Karaca? Sorusuna cevap aradı:

“Ateşli kalabalıklara ‘re’lere basa basa 1 Mayıs’ları söyleten, Parka’dan Tamirci Çırağı’na, 68’linin Türküsü’ne dek, “yangın kavminden yüreklere alevden sözler” veren, devrim marşlarıyla girdiği hayatımızdan tekbir nidalarıyla çıkan bir sestir.”

*Mustafa Everdi, Evimiz, ocağımız, yuvamız ya da ahvalimize vurgu yaptı:

Fakirlik ile zenginlik arasındaki sınır deli ediyor insanı. Test sorusu gibi bu hayat. Şıkları verince doğru cevabı alacağını sanıyor. Doğru cevaplar sitelerde oturuyor güle oynaya. Biz kaldık elimiz böğrümüzde.

*Şahin Doğan Kendini Bulmak kitabı üzerinden İhsan Fazlıoğlu’nu okudu:

“…İslam bizi Türkleştirmiştir…Türk milleti için en önemli şey devlettir ki, deyiş yerindeyse Türk milletinin varlık koşuludur; bu nedenle bekâ-i devlet her şeyin önünde gelir; bizatihi milletin bile… Yani devlet, millet için bile feda edilmez, edilemez. Başka bir deyişle, devlet, Türk milletinin boy abdestidir; müminin boy abdestsiz gezememesi gibi, Türk milleti de devletsiz yaşayamaz. Bu nedenle siyaset Türk milletinin varlık duyuşudur…”

*Enes Talha Coşgun, 1945 Berlin’inde gezintiye çıktı:

“Nüfusu erkeklerinkini katlayan kadınlar için ise durum belki de ölmekten daha kötüydü. Hiç kuşkusuz bir kadının çaresizliği, bir erkeğin çaresizliğinden daha çok panik doludur ve daha umutsuz bir çaresizliktir. Nişanlısını savaşta kaybetmiş bakire kadınlar şimdi Sovyet askerleri tarafından tecavüze uğrayacak olmanın korkusu içindeydi.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here