40. Şiir Deyince: Ali Celep, Genç Fayrap’tan Mahir Yücel’in Şiiri Üzerine Yazdı…

0
252
Fayrap, 108.

ŞİİR DEYİNCE – 40

[ 2018 ] [ ‘Sevgiliye (Susmak)’  Mahir Yücel, Fayrap, 108 ]

‘Mesele

Susmak değil

Son defa bakmıyor olsam da sana

Dört yanımı sarsa da zulüm

Mesele susmak

Hiç değil’

Şiirle kendi yaşamı, şiirle içinde varlık kazandığı cemiyet yaşamı arasında perdesi olmayan bir şair Mahir Yücel.

Kendi yaşamından geçirdiği şiir, doğrudan cemiyet hayatına karışarak canlılığa kavuşuyor.

Bir bakıma, yaşayan şair, yaşanan hayat, halkın içinde büyüyen gerçekle öyle sakınımsız ve doğal bir buluşmada kendi yörüngesini keşfediyor.

Fakat en çok da güncel hayatın olağan akışı içinde varlık mücadelesi veren sade bir insanın dünyasında hava alan bir şiir bu: kanlı canlı bir devinim olarak, mesuliyetini müdrik bir şiir…

Yazdığı şiirin, kendi gerçeğiyle halkın doğası arasında hakikat namına cereyan eden özel bir etkileşim/buluşma yolu olduğu, Yücel’in ön kabulü.

Şairin iç dünyası, dış dünyası dedikleri iğdiş klişeyi baştan reddetmiş o.

Şairin kendi şiiriyle halkın yazgısı/yaşamı arasında tabii bir örtüşme olması gerektiğini, kendi hesabına önemli buluyor olsa gerek.

Diyeceğim mevziin ve mevzuun bilincinde, halk safında hakikat derdiyle hemhal, meselesi olan bir şair Yücel.

Burada konuşmaya vesile kıldığımız şiiri de, Yücel’in iyi örneklerinden biri.

Hem olabildiğince az sözcükle gerçeği yoğun bir özle buluşturması bakımından hem de insan-sonrası bir yola evrildiğimiz günümüz koşullarında şiirimizin doğal refleksinin ne olması gerektiği noktasında sergilediği genel anlamda doğru tavır bağlamında.

Nihayet bir aşk şiiri okuyoruz: ‘Sevgiliye (susmak)’

Belli ki ona, sevgiliye hitap havasında yazılmış.

Dolaysız, açık, samimi, yapmacıksız, sade, kırılgan ve fakat deneyim yüklü bir konuşma.

Havanın hüzünlü olduğu kesitlerde tabii bir lirizm, umudun yazılamamasının sorgulandığı cümlelerde açık yürek epik tavır gösteriyor kendini.

Bütüne yönelen ses ise oldukça kırgın, kırılgan, tepkili.

Tepkinin arka planını besleyen genel psikolojik zemin ise şairin rasyonalizasyona açık dünyasıyla daha çok ilgili.

Olan olmuş, kanla da olsa yazılması gereken umut bir başka bahara ertelendiyse ve şair bunun sorgulamasını tarih ve gerçek planında irdeliyorsa, onun önden bir fikri vardır ve gerçekleşen durum bu ön-fikre uymuyorsa, bu demektir ki olması gereken üzerinde kararlı ise, rasyonalizasyon kaçınılmazdır.

Böylece şairin kendi gerçeği ile olan biten güncel gerçeklik çatışmasından doğan gerginlik sizi bu havada bir şiir yazmaya iter.

Bu tepkinin uzamı, şiirin bazı kesitlerinde görüleceği üzere, iki yüz yıldır tüm dünyamızı saran mer’î düzenin ürettiği dile kadar boyutlanır.

Bu boyut ise epik konuşmayla biçimlendirilir.

Lirik atmosfer içinde kendini ifade eden epik; Mahir Yücel’in bu şiiri özelinde bulunduğu statü.

‘Susmak değildi

Mesele

Mesele kanla da olsa yazmaktı umudu

Yazamadın

Lakin

Aramızda yüzyıllık bir zaman da yoktu

Tamamen kılıfına uydurulmuş bir direnç

Üstelik

Modern bir dil

Pek medenice pek’

Bir başka deyişle, sevgili, gözyaşı, gözümün nuru, yağmur, acı gibi sözcüklerin kullanım biçimi, şiiri lirizme yaklaştırırken, vatan toprakları, modern, zulüm gibi, yukarıda alıntıladığımız kesitte de görülebileceği üzere şiirin neo-epik tarza eğildiği de pekala görülebiliyor. Bir nevi duyguyla birlikte kafanın da çalıştığı ve fakat daha çok duygunun kafaya baskın çıktığı bir şiir.

Gerçeği, gördüğünü yansıtması yönüyle epik, umutla ilgili beklentilerini dile getirdiği yerde ise rasyonalizasyon eğilimi baskın çıkıyor da diyebiliriz.

Fakat şiirin ikinci kesitinin ilk iki cümlesi Yücel’in lirizmdeki saf duyguya ve klişe deyişlere mesafeli bir konuşmadan yana olduğunu göstermesi bakımından ilginç ve güzel.

‘Son defa bakmıyor olsam da sana

Dört yanımı sarsa da zulüm’

Sıkıntı ise mekanik düz anlatıma yaslandığı konuşmaların onun şiir çalışmasında fazla yer tutması.

Yücel naratif/anlatı/öykülemeci tarafı belirgin bir şair.

Yazımı kolaymış gibi gelen bu tarzın maya tutması, şiirin salt ses disiplinine riayetiyle mümkün olmaz çoğu zaman.

Veya cümleleri bölüp kısaltmak, bazı sözcükleri yinelemek bu tarzda iyi-örnek bir şiir için yeterli olmayabiliyor.

Bir ağacın kökünden meyvesine doğru gerçekleşen doğal devinime benzer bu biçim şiir; okurun şiir okuma tecrübesinde göze batmayacak bir yapılandırma talep eder şairinden.

Hele konuşma, bu şiirde olduğu gibi güncel dilin yapılandırılması tekniği gözetilerek yapılıyorsa.

Bu tarzda iş almanın bir yolu, yüklemlere fazla yüklenmeden, eksiltili cümlelere yer açmak, zaman zaman metonimik anlatma teknikleri denemek, bir cümlede birkaç dizeyi iç içe bırakmak, cambazlık yapmadan, fazla iltifat görmeyen sözcükleri arada dolaşıma sokmak olabilir.

Şu var ki Mahir Yücel sözünü ettiğim sıkıntıyı her zaman değil, şiirin gövdesine yerleştirdiği durumlarda yaşıyor.

Sıkıntı deyince de şairin şair gibi davranmadığı anlaşılmasın.

Çünkü Yücel bütün şiir çalışmalarında,’ halkın yaşadığıdır şairin yazdığı’ (H.Arslanbenzer) anlayışıyla hareket eden bir isim.

Çünkü onun dünyasında halk içinde bir halk vardır ve şairin kendi gerçeği halkın gerçeği içinden geçerek ete kemiğe bürünür.

Bunun dışında teknik birkaç cümle ilaveyle bitirelim:

Yüksek, süslü, abartılı, havalı, karmaşık sözdiziminden uzak; açık, anlaşılır, sade, bir yapıda gelişme gösteren bir şiiri var Mahir Yücel’in.

Bu tespiti salt ‘sevgiliye’ için değil, onun bütün şiirleri hakkında yapıyoruz.

İlk bakışta, onun şiirlerinde, okurun beklentilerini karşılamada oldukça cömert bir kuruluş dikkati çekiyor.

Onun her dizesi, siyakıyla sibakıyla, anlam düzeninde birbirlerinin müfessiri olacak biçimde gelişiyor.

Bu yolda, onun şiir kitabında, eğretileme, dolaylama, ucu açık yahut çok anlamlı seslere elverişli davranışa kesin olarak yer yoktur.

Yani his olarak Mehmet Akif’e akrabadır (‘Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek’ / ‘Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek’)

Hikâyedeki Yahya Arslan’ın şiirdeki mukabilidir bu yönüyle, daha çok.

Yazdığı şeyin hem parçası hem faili olarak, Türk konuşma dilini şiire yükselten ve bu topraklarda cemiyet içinde doğan ve cemiyetle gelişen ve cemiyetle büyüyen bir şiir damarına önemli bir katkı verdiğini düşündüğüm Mahir Yücel’in kitabının çıkmasını beklediğimizi de belirterek bitirelim.

‘Kanınla da olsa yazacaktın umudu’

‘Gün gelir elbet

Okursun bu şiirimi

Okursun

Bir Pazar sabahı veya Cuma

Uyanırken kahvaltısız bir sigara ile’ 

Okuyalım Mahir Yücel’in şiirlerini vesselam.

Ali CELEP

AĞUSTOS

2019

ARİFİYE

SAKARYA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.