Şiir Deyince-27: Merve Bayram

0
295

ŞİİR DEYİNCE -27 / ALİ CELEP

[‘Edepsizce Bağırıyorum’ Merve Bayram][ Fayrap, 76.sayı] [2015]

Mutluluk, mutsuzluk, edepli olmak, edepsiz olmak genel temleriyle gelen, bu temler üzerinden toplumsal ve ahlaki planda eleştirel yaklaşımlar getiren, bir bakıma iç gözleme dayanan,  başka bir açıdan hisleri toplumsal formda vermeye yönelen bir şiir yazmış Merve Bayram.

Dünyanın hâlihazır vaziyetinden, gidişatından duyulan huzursuzluğun, rahatsızlığın şiiri desek yeridir.

Daha çok tepkisel ve fakat tespitlere de yer veren bir şiir.

Değeri, tespitlerinde temayüz ediyor daha çok, tepkilerinde değil.

Bir de kendinden soyruk yazmıyor Merve Bayram, yaşadığı duygusal çatlaklardan hem iç dünyasına hem topluma doğru akan bir damar da kuruyor.

İki yönde gelişen tavır da özünde sıhhat barındırıyor.

Yaşadığı duygusal gerilimden kendini iç dünyasına hapsetme eğilimi çıkarmaması güzel.

Topluma doğru hislerini açarken elitist davranmaması daha güzel.

Elitist tavır takınanları ahlaki önermelerle eleştirmesi daha da güzel.

Olan bitenle faiz arasında kurulan bağıntıya dikkatimizi çekmesi ise âlâ.

Bilinen bir temi yeni nüanslarla vermek, alışılmış bir sözcüğü farklı bir mantıkla vermek.

Faize, gözyaşına, şehvete, intihara bulaşmış bir mutluluk.

Kentsoylu yaşamın samimiyetsizliğine, ikiyüzlülüğüne duyulan öfke.

Ölüm hatırlatması.

Bütün bunları çift katmanlı, birbirini destekleyen anlam örüntüleriyle, sade bir anlatımla vermesi önemli olsa gerek.

Faizi ‘karşılığı olmayan fazlalık’ olarak tanımlarsak, şöyle kuruyor şiirin anlam örüntüsünü kısaca:

Mutluyuz böyle yaşamaktan.

Oysa mutsuz olmalıydık.

Sebebi çok açık: çünkü mutluluğumuzda ‘karşılığı olmayan fazlalık-lar’ var.

Karşılığı olmayan her fazlalık insanları mutsuz eder.

Mesela ‘bakışlarımızda faiz var’ demek de böyledir.

Bu durum ‘hiçbir gözün temiz bakmadığını gördüm..’ cümlesinin karşılığıdır.

Gülümsemenin sadaka, kahkahanın faiz olması gibi.

İçine faiz bulaşmış, gözyaşı dökülmüş, şehvet karışmış, intihar yüklenmiş bir durum nasıl olur da bizi mutlu kılar.

Demek ilişkilerimizde bir ikiyüzlülük, bir samimiyetsizlik var.

Karşılığı olmayan fazlalık sadece ticari manada malı kirletmez, insanın maneviyatını da bozar.

Bu kirlenmişlik daha çok kentsoylu bir düzende yürürlüktedir.

Bir taşralı olarak bu ikiyüzlülüğe katlanmak o kadar zor ki.

Ölümü onlara hatırlatırım da, kendimi bu soysuz ilişkiler düzeninden nasıl koruyacağımı bilemiyorum.

‘Kolumla gözlerimi kapatarak bacaklarımı kısarak

Tırnağımla etimi kanatarak

Dünyanın dibine çökmek için

Hep vücudumla yazıyorum

Edepsizce’

Kentsoylunun tipik havasıdır, her yanından edepsizlik saçılır, dilinden edep lafı hiç düşmez.

Böylece, siz şu halinizle edepli mutlu kişiler mi oluyorsunuz, öyleyse ben edepsiz mutsuz olmayı tercih ederim.

İşte sizin gibilere edepsizce bağırıyorum.

Şiirin yayımlandığı tarihte 17 yaşında Merve Bayram.

Bu konuşmayı kaleme alırken 19 yaşında.

Aradan geçen 18 aylık süreçte yeni bir şiirini göremedim.

Belki yazmıştır da ben görmüş değilim.

Şiirleri kisve-i tab halini almamış olanlar için az çok kelam ederim de tek şiir yayımlamış biri için nadir konuşurum.

Bu şiir hakkında beni konuşmaya sevk eden şey, onun ilerde bir seviyeye ulaşma gücü taşımasıdır.

Bunu da, yukarıda değindiğim üzere, ele aldığı temle kurduğu ilginç ilintilerde açığa çıkardığını düşünüyorum.

Bu ilintileri veriş biçimi, onun en başta soyut şair olmayacağını, şairane davranmayacağını da işaret ediyor.

Merve Bayram şimdi bu şiirden, hayal gücünün desteklediği bir söylem alanına mı şiirini açacak, toplumsal gerçeğin beslediği duyarlık katından mı seslenecek?

Bundan sonra şiirinin varlık kazanması, ikinci yoldan olmalı diye düşünüyorum.

İkinci yoldan varlık kazanacaksa, tefecilikle/faizli sistemle insanın genel mutsuzluğu arasındaki bağıntıyı araştıran Ezra Pound’un 45.Canto’su başlangıç olarak iyi fikir verebilir.

Böylece faizin kişiler, toplumlar ve dünya çapında yol açtığı sorunlar ve uluslar arası sistemin faiz planında işleyiş biçimi üzerine yeni nüanslara açık özgün şiirlerin yolunu açabilir şiirini.

Bir de biçime dönük bir önerim var: şiirde sözcük ekonomisini yönetmek kadar fiillerin işlevsel kullanımı da önemlidir. Üç kelimeden oluşan cümlenin iki kelimesi özenmiyorum sevmiyorum olmaz. Şiirin tamamını biçim planında bunu dikkate alarak örgütlemek, olmazsa olmaz.

Merve Bayram’ın ilk adımı üzerine konuştum.

Adımlarının arkası gelecek mi?

Bilemiyorum.

Yarın bir Merve Bayram şiirinden konuşmak isterim vesselam.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here