Şiir Deyince-28 : Ceylan Öztürk

0
564
Fayrap, 76.

ŞİİR DEYİNCE – 28 / ALİ CELEP

[‘Geçen Ramazan’ Ceylan Öztürk] [Fayrap,76] [2015]

‘Geçen Ramazan’ özünde aktöresel bir şiir.
Şairin kişisel tarihinden el alıyor, kendi yaşamına eğiliyor.
Öztürk, çocukluk, ilk gençlik anıları, özel geçmişine ait türlü öğelerle kurmuş şiirini.
İki bölümden oluşan şiir, kabaca, çocukluk evresinde olup biten, yükümlülükten ırak ve doğal duygusal, bütünüyle hayal gücünün yönlendirdiği, küçük ayrıntıların şekillendirdiği fakat o evrenin tabii şartları gereği, dolaysız ve bencil tepkilerle örülü özel yaşamından kesitler sunuyor bize.
Büyüdükçe (kardeşleri çoğaldıkça) bu kendine faydacı duygusal yaklaşımlar, özünü Müslüman ahlakının biçimlendirdiği davranış örüntülerini anlamaya çalışan, yaşananları kendine pay çıkarmadan düşünüp kavramaya yönelen bakış açılarına bırakıyor yerini.
Bir davranışın gerçek muhtevasının zamanla anlaşılıp kavranması, aşılması güç duygusal çatışmaların, kendiliğinden kabul edilebilir bir normalliğe dönüşmesi diyelim, şiirin iskeletini kuran sevkıtabiiye.
Çocukluk çevresine bakış bencil duygusal tasarımların ürünü olarak anlam kazanır.
Bu duygusal dikkat, şiirini baştan sona kat eden kişisel tarihine angaje oluşuyla ilgili.
Kişisel tarihine fazla angaje olması, onu böyle duygusal davranışların bol olduğu bir şiire götürmüş.
Böyle olunca, kendi içindeki dünyaya eğilirken de içinde yaşadığı dünyaya açılırken de söylemin tepkiselleşmesi kaçınılmaz oluyor.
Ceylan Öztürk, bu tepkiselliği, şiirin bazı pasajlarında yorumlarıyla denetlemeye çalışıyor.
Şiirde geçen ‘ramazan’ sözcüğü, bir yerde, yorumlarından objektif sonuçlar çıkarmasına yardımcı unsur olarak anlam kazanmış:

‘insan Allah’ın takdirine boyun eğebilmeli’

Başka bir yerde eski ramazan çocuklarının bizi hoş duygulara sevk eden sokak görüntülerini hatırlatan bir unsur olarak değer kazanmış:

‘geçen ramazan şendi herkes kirazdan küpeli’

Kişisel tarihe yönelik tepkisel/duygusal açıklamalar, şairin öznel tabiatını tanıtan düzlemden, çevresinde dönen dünyaya nesnel/ahlaki bağlamda erişme çabasına çevrildiğinde, şiirin meselesinin ne olduğu berraklaşıyor. Bence şiirin yazılış gerekçesi de bu cümlelerde:

‘kardeşlerim çoğaldıkça bereket arttı kötülük de uyumsuzluk
bizi suphaneke okurken kaydettiği kasetler arttı babamın
misafiri doyurmak için alyansını satan annemle babamın
masumiyetine inancım arttı’

‘Geçen Ramazan’ nihai manada insan kısmının bazı gerçekleri iyi, doğru ve güzel olan temelinde, görüp yaşayarak kavrayabildiğini, bir duyarlık araştırması bağlamında ifade eden bir şiir.
Okuru bu yönde ikna etmeyi başardığı söylenebilir.
Yani objektif sonucu görmek bağlamında iyi şiir.
Fakat meramını anlatma yolunda müsrif davranmış Ceylan Öztürk.
Biçimde kalabalık kalmış.
Anlatıma, açıklamaya hele düz yazı formuna bu denli bel bağlayan şiirlerde, ifadeyi doğrudan ve en kestirme yoldan vermek gerekir ve hatta şarttır.
Ezra Pound’un sayfalar dolusu bir şiirini bu yoldan birkaç cümleye kadar kısalttığına ilişkin tavrını anımsıyorum.
Biraz da şiiriyet olsun cancağzım düşüncesiyle söylemiyorum bunu.
Şiir sanatsal bir biçimde sanattan yoksundur demeye de getirmek istemiyorum lafı.
Yani benim şimdi şu konuşmada yapmakta olduğum gibi yapmamalı demek istiyorum.
Bilmem anlatabiliyor muyum?

Şiirlerini Fayrap dergisinden beğenerek, ilgiyle okuduğum bir isim Ceylan Öztürk.
Fayrap’ın bütün sayılarına ulaşamadığımdan, belki bazı şiirlerini okumamış olabilirim.
Bildiğim, dört beş yıl var yazıyor.
Bir kitap bütünlüğüne varacak kadar şiir yazdığı açık.
Umarım şiirleri iki kapak arasında okuruyla buluşur.

Son bir küçük öneriyle konuşmama nihayet veriyorum:
Şiirin ilk iki dizesini tırnak içine veya başlığın hemen altına alaydı Ceylan Öztürk, daha şık olurdu.
Zülfü Demirtaş’tan Alâeddin Yavaşça’ya, Bekir Sıdkı’dan Meral Uğurlu’ya acem aşiran makamında birçok yorumda okunan, klasik musikimizin en etkili en güzel şarkılarından biri, güftesi Fuzuli’ye ait gazelden yapılan bu iki dizelik alıntı şöyle başlıyor:

‘merhem koyup onarma sinemde kanlı dağı
Söndürme öz elünle yandurduğun çerağı’

Ben Bekir Sıdkı yorumunu diğerlerinden âlâ buldum.
Ceylan Öztürk’ün şiiri vesilesiyle daha başka yorumları da dinleme fırsatı yakaladım.

‘mümin müminin aynasıymış ya iyiyim demek ki iyiyim sabırlı ve aceleci’

Teşekkür ederim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here